Home / Haberler / ÇEVRE DOSYASINDA SEL FELAKETİ VE HAYVAN HAKLARI YASASINDAKİ SON GELİŞMELER

ÇEVRE DOSYASINDA SEL FELAKETİ VE HAYVAN HAKLARI YASASINDAKİ SON GELİŞMELER

Posted on
Paylaşın
0

CemTV. de  hafta   perşembe   günü  yayınlanan “Çevre Dosyası” programının başarılı  ve  cesur sunucu Şeyma DUMRUL’UN  bu haftaki konuğu programın 1nci bölümünde ,yakından tanıdığınız,Cumhuriyet gazetesinin çevreci yazarı Hazal OCAK ile Çevre sorunlarını ,2nci bölümde ise Şebnem ASLAN ile Hayvan Hakları hakkında sohbet edilecektir.

 

 

Sunucu  Şeyma DUMRUL        : Cumhuriyet gazetesinde,çevre bölümünün başındasın.Çevre olaylarını yakından takip eden bir isimsin.Ve de sık sık ödüller alıyorsunuz.Öncelikle  sizi tebrik ederiz.Dün Karadeniz’de bir sel felaketi yaşandı.Araklı/Trabzon’da vatandaşlarımız hayatını kaybetti.Hes’ten mi ,derenin doldurulmasından mı tartışması da başladı.

Sen de bu konuyu yakından takip ettin.Son gelişmeler nelerdir?

Çevreci gazeteci Hazal OCAK   : Ben oradaki vatandaşları da aradım.Çok fazla bilgi kirliliği de olduğunu söylediler.Oradan söylenen; Sel’in HES’ten kaynaklanmadığı, evlerin dere yatağı içine yapılmasından ; bazıları da  Hes’teki borunun patlamasından  kaynaklandığını belirtiyorlar.

 

Orada inceleme yapan CHP Araklı ilçe Başkanı Mecit  SOLMAZ ile konuştum.Verdiği bilgiye göre; zaten 2-3 gün önce burada sağanak yağış başlamıştı.burayı sel götürdü.Bunun üzerine Trabzon Büyükşehir Belediyesi  ve Araklı Belediyesi çalışanları burayı bir temizleme faaliyetine başladılar. Bu sırada tekrar yağış başladı ve bu kısımda heyelan oldu.

Önce dağın eteğinde heyelanın yarattığıu baraj oluştu ve bu baraj patlayınca,sele dönüştü.İşte bu esnada vatandaşlar  sele kapılarak maalesef hayatını kaybetti.

Hes’ten ziyade, burası dere yatağı idi.Doldurularak yol yapıldı.O da yetmedi,yapılaşma çok arttı.Dere yatağı doldurulduğu için doğa artık kendi seviyesine geldi.Bir başka deyimle; kendinden alınanı geri aldı.

Sunucu  Şeyma DUMRUL        : Bazı gazetelerde de TMMO Yönetim Kurulu Başkanı Emin KORUMAZ’ın açıklamalarına yer verilmiş.Burada yaşanan felaketin Hes’ten kaynaklandığı iddiası var.Tabiyatıyla iddialar dinmek bilmeyecek.İşin özüne dönecek olursak,yapılaşma Karadeniz’in enbüyük sorunlarından birisidir.Aynı şekilde HES’te.Biraz da bu açıdan bakacak olursak neler söylersiniz?

Çevreci gazeteci Hazal OCAK   : Karadeniz’in birtürlü  başı HES’ten,Yeşil yoldan  kurturalamıyor, kısacası çok fazla doğaya müdahale ediliyor.Karadeniz’in doğası ve iklimi nedeniyle,yağışlar sele dönüşüyor.Bu durumda can kaybına meydan veriyor.Artık bu durumun görülmesi lazım.

Burada Hes’i koruduğumuzdan değil,gerçek böyle olduğu için dile getiriyoruz.Bölge sakinleri,Hes ilk açıldığı zaman,doğanın dengesini bozacağını,bu yüzden buraya yapılmaması gerektiğini dile getirdiler.

Artık bu yaşananlardan sonra Karadeniz’de doğaya müdahalenin durdurulması lazımdır.Yoksa yeni felaketler bizi bekliye olabilir.

Sunucu  Şeyma DUMRUL        : Aynı zaman da  Yeşil projesi devam ediyor.Oradaki yaylaları nasıl etkileyecek?

Çevreci gazeteci Hazal OCAK   : Geçen sene Yeşil yol projesi olan yolu,vadiyi dolaştım.Dozerler,iş makinaları çalışıyordu.Oradaki bölge sakinleri şunu söylüyordu.”Buradaki yaylaların bir amacı var.Buraları mera,hayvan otlatılıyor.Yoğurt,süt,tereyağ yapılıp ,satarak yaşamlarını devam ettiriyorlar.

 

 

Yeşil Yol Projesi Nedir ?

Yeşil Yol Projesi, 2012 yılında kurulan Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) tarafından yürütülen bir projedir. Projenin amacı, Samsun’dan başlayarak Artvin’e kadar uzanan ve bu şehirler arasındaki yayları birbirine bağlayan bir yol yapmaktır. Yeşil yol güzergahı; Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt ve Gümüşhane illerini kapsıyor. Toplamda 2.600 kilometrelik bir karayolu içeren Yeşil Yol Projesi’nin 1.000 kilometrelik bölümünü mevcut yollar oluşturuyor.

DOKAP Başkanı Ekrem Yüce; “Biz hep yolların kenarlarından kenarlarından alıyoruz. Mevcut yolları iyileştiriyoruz. 1100 km kaldı, onu yapmaya çalışıyoruz. Biz Yeşil Yol’da yeni yollar açmıyoruz. Mevcut yolların izini sürüyoruz, iyileştiriyoruz. Bazı yerlerde yol yok ama patika var. O da bir izdir onu takip ediyoruz. Sıfırdan ham yol geçmiyoruz. Ormanı keserek yaptığımız bir yolumuz yok bizim. Bazen öyle yollarımız var ki yaylalar arası birbirine bağlanması gerekirken, 15-20 ya da bilemediniz 50 metrelik mesafe var o yolu açıyoruz.

O açtığımız da yeni yol açıyoruz manâsına gelmez. Patika bir yol güzergâhıdır. İki metre genişliğindeki yol da bir güzergâhtır. Yaylanın ortasından yol açmıyoruz. İki midibüsün yan yana geçmesini sağlıyoruz, o da yedi metre genişliktir. Bir metre de şev için açıyoruz.” şeklinde açıklamada bulundu.

 

 

Yeşil Yol Projesi Neden Protesto Ediliyor ? Projenin Zararları Neler ?

Geçtiğimiz yıllarda turizm değeri hızla artan Karadeniz Bölgesi’nin ulaşım konusundaki sıkıntıları çözmeyi amaçlayan Yeşil Yol, öncelikle çevreye vereceği zararlardan dolayı endişeyle karşılanıyor. HES (Hidroelektrik Santrali) projeleriyle nedeniyle bir hayli yıpranan karadeniz doğası, yollar için yapılacak çalışmalarla beraber çok daha fazla zarar görecektir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan Doğu Karadeniz Turizm Master Planı çerçevesinde hazırlanan proje, ziyaretçilerin yayları daha rahat gezebilmesini amaçlıyor. Fakat bölgede kalabalık ziyaretçi sayılarını kaldıracak bir altyapı bulunmadığı için, Uzungöl ve Ayder örneklerinde olduğu gibi sorunların artacağı öngörülüyor. Yaşanacak yoğun ziyaretçi akışı, Türkiye’nin en güzel yaylarının dokusunun bozulmasına neden olacak. Yaylalarda artacak kirlilik oranı, başta ekosistem olmak üzere doğaya fazlasıyla zarar verecek.

 

 

Doğaya verilecek olan zararın yanı sıra yol ile birlikte bölgede pek çok imara açılması, bir diğer kaygıyı oluşturuyor. Bölgeye yapılacak konaklama tesislerin hızla artacak olması, yeni yerleşim açılmasıyla beraber doğa dokusunu korumak oldukça zor olacak gibi görünüyor.

Yani buranın doğal bir işleyişi var.İşin güzelliği de burada.AYDER gibi olmasın istiyorlar. O yol AYDER den başlıyor,Samislar yaylasına kadar devam ediyor.Yolda iş makinaları hiçbir önlem alınmadan çalıyor,molozları doğaya bırakıyor.

Karadenizin o doğal yapısını bozarak ilerliyor.Bölge sakinleri diyor ki; burada sadece doğa bozulmuyor,insan yoğunluğunu  artırıyorsunuz.Bu durum yapılaşmayı  artıracak.Ondan kısa bir süre iki haber yapmıştım.Biri dinamit kullanıldığı ki ,orası koruma  alanı ki dinamit kullanılamaz. Önce izinli dedilersonra dan izin alındığı anlaşıldı. Yeşil yolla birlikte burada kontrolsüz bir müdahale var.Bölge sakinleri çok şikayetçi.Meralarımızı kaybedeceğiz diyorlar.

Sunucu  Şeyma DUMRUL        :  Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir PAKDEMİRLİ , İçişleri Bakanı ile beraber  sel bölgesini  gezdikten sonra sel felaketinden sonra bir açıklama yaptı.Sel için gerekli uyarıyı yaptık ama  bu iş allahın işi.İleri de ne olacağını bilemiyoruz dedi.Nasıl değerlendirirsiniz?

Çevreci Gazeteci Hazal OCAK   : Böyle değerlendirmeleri birkaç defa duyduk.Bu bir kaçış yolu.Sorumluluğu  üzerinden atma yolu olarak da  görülebilir.Aslında iklim krizini görmeden bir de bunun üzerine yapılaşmayı ekliyoruz.Böyle açıklama yapmak yerine gerekli tedbirler alınacaktır  diye  demeleri gerekirdi.Seçimden  dolayı herşey durmuş  durumda.

Sunucu  Şeyma DUMRUL        :  Yapılaşma  Karadeniz’in  önemli bir  sorunu.Türkiye’nin deprem kuşakları hem değişti,buna göre başta Rize olmak üzere  Karadeniz tehlikeli  aktif deprem kuşağında ancak bir taraftan da imar barışı söz konusu.Bu süreç nasıl gerçekleşecek.Seçimden sonra  bu konuya yoğunlaşılacak mı?

Çevreci Gazeteci Hazal OCAK   : Biz buna imar barışı değil,imar affı diyoruz.Ben bölgeye gittiğim zaman yeşil yolun kenarında 3 katlı,beş katlı evler gördüm.Fotoğrafını çekip imar barışından faydalanıyorlar.Böylelikle  kaçak yapılar yasallaşmıyor deseler bile yasallaşıyor.Seçim nedeniyle bu konuya gereken önem verilmiyor ama buna bir dur demek lazım.Git gide yapılaşma  artıyor.İmar affı süreci bitince bu evler yıkılacak. Bugüne kadar neden müdahale edilmedi bunu sorgulamak lazım.Artık müdahale edilmesi  gerekiyor,çünki sonuç orta da.

 

Sunucu  Şeyma DUMRUL        :  Türkiye sürekli seçim  vurgusu oldu. Bu ara Sakıncalı Küre haberin var.Küre dağlarında kaçtane mermer ocağı var sorusuna gizli denilerek yanıt verilmedi. Buna   sonra  değineceğiz.23 Haziran 2019 tarihinde İstanbul seçimleri  var.Sizce hangi aday  çevreci.?Ya da siyasiler  çevreye gereken önemi veriyorlar mı?

Çevreci Gazeteci Hazal OCAK   :   Ben her söyleşi yaptığımda siyasilerin çevreye  önem vermediğini vurguladım.İlk olarak İzmir Belediye Başkanı  Sayın Tunç SOYER ile yaptığım söyleşim de  Belediye de İklim Daire Başkanlığı  kurduğunu söyledi.

İstanbul seçimlerine baktığımızda,çevreye hiçbir vaadin olmadığını,daha çok İBB.nin yaptığı işler propaganda olarak kullanılmıştır.Bilbordlarda israf yapılmadığı belirtiliyor ama   böyle yaparak resmen israf  zaten yapılıyor.

Her iki adayı da inceledim. Ekrem bey’in çevreye daha yakın olduğunu görüyorum.Kentsel dönüşümden,İstanbul’un sorunlarından daha çok bahsediyor.

Birçok çevre olaylarının konuşulduğu  1nci bölümünden sonra programın ikinci bölümünde Şebnem ASLAN ile Hayvan Haklarını konuşacağız.

Sunucu  Şeyma DUMRUL        :  Cumhurbaşkanlığı  ve milletvekili seçimlerinde,her adaydan hayvan hakları yasa tasarısında gerekli destekleri vereceklerini söylemişlerdi? Şimdi ne oldu?

Dayanışma Hayvan Hakları Fedarasyonu Onursal Başkanı Şebnem ASLAN   :  Seçim zamanı hemen hepsi hayvan  hakları konusunda gerekli destekler vereceklerini,hatta en iyi hayvan hakları tasarısı hazırlayacaklarına dair söz verdiler.

Bizde buarada 357 kuruluş; içinde federasyon,konfedarasyon  dahil birçok kuruluş bir çatı altında toplanarak güç birliği oluşturduk.Delegasyon düzeyinde ilk ziyaretimizi Tarım ve Orman Bakanlığına yaptık.Gördük ki  verilen sözler unutulmuş,hayvan hakların yasa tasarısı konusunda hiçde benimsemediğimiz hatta  sokak hayvanları aleyhine bir tasarı hazırlanmış olduğunu anladık.

 

 

Protestolarımız oldu.Eş zamanlı  60 yerde  basın açıklamamız oldu.Ayrıca Ankara ve İstanbul’da geniş katılımlı basın açıklamamız oldu.Cumhurbaşkanına mektup verme etkinliğimiz oldu.Kısacası sesimizi duyurmaya çalıştık.

Yeni düzenleme de artık milletvekilleri  kanunları hazırlıyor.Meclis’te bu kanunu hazırlamakla yükümlü bir grup milletvekili,başta Özlem ZENGİN olmak üzere; onlarla bir toplantı yaptık.Kendilerine dikkat ettiğimiz hususları  yani hayvan haklarını esas alan bir sunum yaptık.

Mecliste bütün partiler hayvan hakları araştırma  komisyonun kurulması için  önerge verdiler.Bu bizim için çok sevindirici bir şey.Araştırma komisyonu  kuruldu 12  tane milletvekili üyesi var.

Şu an çalışmaları çok iyi gidiyor.

Delegasyon olarak önce Bursa’da bir çalıştay yaptık.Kanunlar,yasalar ve gelinen noktayı tartıştık.Daha sonra bölgesel bazda Çorlu’da bir çalıştay yaptık.Bizim için çok önemli olan çalıştayı Lapseki’de yaptık.Lapseki’deki çalıştaya Araştıma Komisyon BAŞKANI  milletvekili Sayin Mustafa GEL   ile Jülide İSKENDEROĞLU katıldı. Sonuna kadar bizi dinlediler.Çalıştayın sonunda barınağa gittik.Bizim sunumda da söylediğimiz gibi sadece kedi ve köpek değil bütün hayvan hakları ile ilgilidir.Sokak hayvanları,atlı faytonlar,avcılık,yaban hayat ,deney,hayvanat bahçeleri v.s.

Bizi komisyon 3o Mayıs’ta davet etti.4 saate yakın sunum yaptık.İlk defa Meclis’te mezbaha videosu gösterdik.

Araştıma Komisyonunun hazırladığı Tarım komisyonuna gidecek,Tarım komisyonunda şekillenecektir. Kanun hazırlanırken tekrar sizi buraya davet ederiz,ortak bir noktada buluşuruz  dediler.

Sunucu  Şeyma DUMRUL        :  Size hazırlanan kanun taslağının metni verildi mi? Çünki geçmişte bunun çok örneklerini gördük.Bu süreç nasıl geçecek.?Gözlemleriniz nelerdir?

Dayanışma Hayvan Hakları Fedarasyonu Onursal Başkanı Şebnem ASLAN   : Delegasyonun meclisi ilk ziyaretinde  dediğiniz gibi kötü bir durumla karşılaşıldın ama ama protestolar,karşlılıklı görüşme ve sunumlardan  sonra durdu.Şuan gayet iyi bir ortamda gelişmeler oluyor.

Yalnız şöyle bir durum var.Her seferinde ekip değişiyor,kanun yapıcılar değişiyor,bizde tekrar tekrar değişen insanlara konuları  anlatıyoruz,sunum yapıyoruz.Bundan 6 ay önce başka bir ekiple AV.Özlem ZENGİN ile görüşüyorduk.Şimdi başka bir ekip.

Bundan sonra Tarım Komisyonuna gideceğiz.Ama bizim çizgimiz çok net.Kamu vicdanı rahatlasın diye eften büften bir kanun çıkartılmasını istemiyoruz.Hapis cezası var ama bir bakıyoruz ki bu ya para cezasına çevriliyor ya da Hükmün Geri Bırakılmasına karar veriliyor.Biz bunu istemiyoruz.

Sunucu  Şeyma DUMRUL        :  Peki yasada ne olmalı?

Dayanışma Hayvan Hakları Fedarasyonu Onursal Başkanı Şebnem ASLAN   : Biz öncelikle çok sağlam hayvan hakları yasası istiyoruz.Ve bu hayvan haklarının anayasal güvence altına alınmasını istiyoruz.Hayvan Hakları Kanunun Türk Ceza Kanuna alınmasını istiyoruz.Yani hayvana yapılan muamelenin kabahat değil suç  kapsamına alınmasını istiyoruz.Sahipli,sahipsiz ayrımının kalkmasını istiyoruz.Hayvanlara yapılan işkencenin, öldürmenin ,tecavüzün,isitismarı cezasının, alt sınırının 2 yıl 1 ay olmasını istiyoruz.

Mevcut Kanunda 6 ncı Madde bizim kırmızı çizgimiz.Sokak hayvanları ile ilgili.Türkiye’de 1389 Belediye var.Bunun 234 tanesi kısırlaştırma yapıyor.Bu kısırlaştırmayı da yaparken de hayvan sağlığını göz önünde bulundurmak lazımdır.

Belediyeler de ceza kapsamına alınmalıdır.Hayvan hapishaneleri dediğimiz hayvanat bahçelerinin kesinlikle kapatılmasını istiyoruz.yaban hayat bitme noktasına geldi.Av turizmi diye bir etkinlik çıkardılar.Yabancı insanları getirip hayvanları öldürtüyorlar.Buna karşıyız.

Diğer ayrıntıları videoda izleyebilirsiniz.

HABER: BÜLENT ÖZGEN

Please follow and like us:
error
Paylaşın
0

1116total visits,3visits today

Bir cevap yazın

Top
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial