script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js">
Home / Hayvan Hakları

Hayvan Hakları

 

 

SARIYER GAZETESİ KÖŞE YAZARINDAN İLGİNÇ YAZI:

 

Diyeceksiniz ki bu konu da nereden çıktı, herkes Afrin’i, İdlip’i, Menbiç’i, Ege ve Adalar ile İstanbul Kanalı Projesi’nı konuşup tartışırken gereği var mı idi? O konuları bilen veya yeterince bilmeden yorumlayan, köşelerinde yazan, televizyonlarda uzun uzun anlatan kişiler varken…

Bitmez tükenmez bir seyir; M/V NADA Güney Atlantik’te Brezilya da Santos’tan avara edip Kuzey Atlantik Okyanusu’nu geçtikten sonra Akdeniz de Mersin Limanı’na intikal edecek. 17 gün süren yolculuk boyunca 6 338 deniz mili (11 734 km.) yol kat eden bu devasa geminin serüveni ve hayvanların yaşama mücadelesi can pazarını andırıyor.

Biz İnsanlar araba, otobüs, gemi ve uçakla bir yerden diğer yere gidiyor, seyahat ediyoruz; yolculuğumuz ve taşınmada eğer yaşam şartlarımız bozulursa feveran ediyoruz.

Düşünün, on binlerce hayvan çevrelenmiş kafeslerde günlerce kalıyor, okyanusları aşıyor içinde ezilenler, ölenler oluyor. Onları taşıyanlar, kâr amaçlı nakledenler o canların yaşamları, problemleri ile afaki ilgileniyor, yeter ki ölmesin gideceği yere bi şekilde teslim edilsin ve kârdan da eksilme olmasın.

Önümde Brezilya’nın dünyaca şöhretli büyük kenti Sao Paulo’nun gene ünlü kıyı şehri Santos Limanında Hayvan Hakları savunucularının eylem resimleri var. Ellerinde pankartlarla bir haksızlığı, bir yanlışlığı ve çağa uymayan bir taşımanın durdurulmasını istiyorlar. Mahkeme kararı ise onları teyit ediyor.

İddiaları ve istekleri; “Gemi ile çok uzun bir yolculuğa çıkarılan binlerce hayvan dışkıları içinde taşınıyor. Bu taşımada birçok hayvan eziliyor, bazıları ölüyor. Bu duruma bir son verilmeli, bu kadar uzun mesafelerde canlı hayvan nakli yapılmamalı. Hayvanların özgürlüğü için Türkiye deki Hayvan Hakları savunucularında ilgisini bekliyoruz.” diyorlar.

Bazı ülkelerin katı kuralları var. İngiltere, İrlanda, Avustralya, Güney Afrika, Hindistan…gibi ülkelerden evcil hayvanlar sadece ihraç edilebiliyor, ithalatları ise kesinlikle yasak.

SANTOS’DAKİ MAHKEME KARARI

O tepki ilk meyvesini verdi, Santos’da aktivistler mahkemeye açtıkları dava ile gemiye yüklemeyi durdurdular. Dolayısı ile limandan kalkış engellendi. Ama nereye kadar? İşin içine para, kâr, siz ona isterseniz ticaret deyin; elçilikler, bakanlıklar girince gecikme sadece 5 gün sürdü. Gemi daha önce de bir sefer yapmış. 26 bin 895 büyükbaş hayvanı getirmiş. Gene aynı miktar canlı hayvanla yola çıkacaktı. Mahkeme kararı uygulanmaya başladığında 25 bin 175 büyükbaş yüklenmiş daha 1720 hayvan alabilirdi, ama aldırılmadı ve gemi 5 gün gecikme ile limandan avara etti.

Yetkililer; “limanda değil ama gemi kalktıktan sonra tüm temizlik yapıldı.” diyorlar. 25 bin 175 büyükbaş canlının 17 gün boyunca kim, hangi personelle temizliğini yapabilir? Bu iş için kaç işçiye ihtiyaç var? O hava şartlarında uzun okyanus seyrinde havaleli böyle bir gemide kaç işçi verimli çalışabilir? Siz kimi kandırıyorsunuz? Hiç okyanusu Ekvator hattında denizden kuzeyden – güneye veya güneyden – kuzeye geçtiniz mi? Normal sağlıklı tecrübeli personeli yıpratan, yoran uzun mu uzun bir seyir içeren bu yolculuğa o işçi veya bakacağı binlerce canlı hayvan nasıl dayansın, nasıl yaşam savaşı versin?

Bu tarihte Brezilya yaz mevsimini, Kuzey Yarım Küre’de Türkiye kış aylarını yaşıyor. O hayvanlar, o zorlu şartlarda bu iklim değişikliğini nasıl kaldırır? Bu taşımalar için ilkbahar veya sonbahar mevsimleri uygundur. Planlama bile zaman olarak uygun değil.

M/V NADA ATLAS OKYANUSU’NDA SEYİR HALİNDE

25 bin 175 büyükbaş hayvanı taşıyan Panama bayraklı bu canlı hayvan taşıma gemisi (Livestock Carrier ) M/V NADA, 201 metre boyunda, 32 m. Genişliğinde, 10.9 m. Su çekimi olan 46940 grostonluk yaşlı bir gemi.
Kayıtlarda varış limanı (ETA), 21 Şubat 2018 saat 04:00 Mersin Limanı olarak görünüyor. 1993 yapımı, 25 yaşında. Bu yazı kaleme alınırken Ekvator hattından kuzeye, Kuzey Atlantik’e girmiş, Cebelitarık Boğaz giriş rotasına doğru seyir halinde idi.

Gemilerle canlı hayvan nakli olacaktır, olması da doğaldır. Yeryüzünde canlı hayvan taşımacılığında ezici üstünlüğü % 52 ile deniz yolu alıyor. Geriye % 30’luk bölümü karayolu, % 8 ile de havayolu onları takip ediyor. Mesela Karadeniz limanlarındaki Romanya, Ukrayna ve Rusya’dan Akdeniz ülkelerine ve Avrupa’nın birçok limanına canlı hayvan nakli yapılıyor. Ama burada mesafeler kısa, zaman uzun değil, taşıma 6 metre kareden dar kafeste yaşayan canlı hayvana eziyete dönüşmüyor. Okyanusta günlerce haftalarca süren nakliye ise o canlı hayvana eziyettir, zulümdür. Bu işlem usulüne uygun kesime dönüştürüldükten sonra uzun mesafeler için geçerli olmalıdır. Brezilya’da Hayvan Hakları koruyucularının istekleri bu yöndedir.

Türkiye’de, Hayvan Hakları Koruma Derneği, Hayvanları İzleme Komitesi ( HAGİD ) ve Hayvan Hakları Federasyonu ( HAYTAP )…gibi cemiyet ve dernekler mevcut. Onların gereken duyarlılığı göstereceklerini umuyorum. Zira işin deniz safhası limanda bitiyor, bizden bu kadar.

 

HAYVAN HAKLARI

Nevin Düzalan

Dünyamızı paylaştığımız diğer türdeki canlıların en önemlisi olan hayvanların hakları ile ilgili ülkemizde ve dünyamızda neler oluyor ? Dünyada ve ülkemizde en zayıf halka olan ve kendilerini korumaktan aciz olan, hayvanlar ne yazık ki hak ettikleri değeri göremedikleri gibi, türlü eziyetlere maruz kalıyorlar, acı çekiyorlar ve öldürülüyorlar..Onların da yaşam hakkı olduğu ve eko sistemin bir parçası oldukları gerçeği göz ardı ediliyor. Tüm canlılar en kutsal hak olan yaşam hakkına sahiptirler. Hiçbir türün diğer tür üzerindeki zalimliği kabul edilemez.

Dünya yalnızca bizim değildir. Ancak bütün bunlara rağmen hayvanların haklarını ne kadar koruyabiliyoruz.
Ülkemizde uzun uğraşılar sonucu 2004 yılında 5199 sayılı HAYVANLARI KORUMA KANUNU yürürlüğe girdi. Ancak bu yasanın da hayvanları koruduğu tartışılır. Birçok eksiği olan ve değiştirilmek için TBMM’de bekleyen ve hala bekleyen bir yasadır. Beş yıldır beklemektedir.
Yasanın değişmesi hayvanlar açısından ne kadar önemlidir bu da tartışılır. Hayvanların yaşam haklarına saygı ve onlara eziyet edilmemesi yasa ile sadece koruma altına alınabilir. Önemli olan onlara karşısında en gelişmiş canlı türü olarak onları koruyup korumamız yaşam haklarına saygı duymamız ve sevmemizdir. Toplum olarak bu değerlere sahip olmak her konuda olduğu gibi bu konuda da eğitim gereklidir. Sessiz kullar olarak kendilerini koruyamadıkları, bizimle aynı dili konuşmadıkları için duyguları olmadığını mı düşünmekteyiz. O halde mezbahaların, hayvan barınaklarının, deney laboratuarlarının önünde sadece bir saat bulunun. Tıpkı sizin gibi duyguları olduğunu, korktuklarını , acı çektiklerini göreceksiniz.

Sokak hayvanları, deney hayvanları, av hayvanları, kürk hayvanları, mezbahalık hayvanlar, sirkler,hayvanat bahçeleri, Yunus parkları, yük hayvanları, petshop lar,döğüştürülen hayvanlar insanların zalimliği altında inlemektedir.
Sokak hayvanları için 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu der ki: Sokaklarda yaşayan hayvanların Belediyeler tarafından aşılama ve kısırlaştırılmaları yapıldıktan sonra alındıkları yere bırakılacak ve her yıl takipleri yapılacaktır. Buna rağmen bir çok belediye hala bu görevi yapmadığı halde yapanlar da dahil olmak üzere şikayetler karşısında topluca hayvanları ormanlık alanlara ıssız yerlere bırakmakta ve ölüme terk etmektedirler. Geçici bakımevlerinde bakılacak hayvanlar yasada belirtildiği halde sağlıklı hayvanlarda insanların hayvan sevmemesi yüzünden , barınaklara tıkılmaktadır. Ne yazık ki barınaklar insanların sandığı gibi beş yıldızlı otel değil ölüm kamplarıdır. Taş zeminlerde , sıcakta soğukta aç , hasta ölümü beklemektedirler. Geçici bakımevlerinde sadece hasta, yaşlı ve güçten düşmüş hayvanlar bakılacaktır. Biz Türk toplumu olarak komşusu açken tok yatamayan bir toplum olmaktan çıkıp ne zaman bu kadar acımasız bir toplum haline dönüştük.


Bugün hayvan öldürmenin cezası Kabahatler Kanunu’na göre para cezasıdır. Bir canın bedeli para ile ölçülmektedir. Hayvanlara yapılan zalimliğin, tecavüzün, işkencenin sona ermesi için mutlaka 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu Kabahatler Kanunu kapsamından çıkartılarak Türk Ceza Kanunu kapsamına acilen alınmalıdır.
Kesimlik hayvanların acı çekmemesi için şoklama ile uyuşturulup kesilmeleri daha insancıl ve daha uygar olacaktır. Petshoplarda canlı hayvan satışı yasaklanmalı , hayvan kaçakçılığı engellenmelidir ki sokak hayvanı sorunu halledilebilsin. Kaynağı kurutmadan sorunları çözmek mümkün değildir.
1910 yılında İstanbul Köpeklerinin toplanıp Hayırsızada’ya sürgün edildiğini, oradan feryatların yükseldiğini ve büyük bir soykırım gerçekleştiğini hepimiz biliyoruz. Bu olaydan sonra İstanbul’da büyük yangınlar çıkmış ve halk yangınların nedenini köpeklerin uğradığı zalimliğe bağlamıştır.

Süt endüstrisi, yeni doğan yavruların annelerini emmesine dahi izin vermemekte, vahşi doğadan kopartılarak türlü eziyetlerle eğitilen hayvanlar sirklerde insanları eğlendirmekte, deney hayvanları da aynı şeki,lde acılar içinde ölmeyi beklemektedir.
Dünyada hayvan tecavüzlerinde ülkemiz ne yazık ki birinci sıradadır. Bu suçun karşılı ise 546 TL para cezasıdır. O da yakalanırlarsa..

Hayvan Korumacılar bütün bu soykırımlara, zalimliğe karşı çıkmaktadırlar. Ancak maalesef sayıları eskiden olduğu gibi şimdi de çok azdır.
Öncelikle ülkemizde sonra da dünyada hayvanlar ticari mal , meta olmaktan çıkartılmalı, kapitalist sistem içinde ezilmeleri engellenecek yasalarla korunmalı ve özgürlükleri verilmelidir.
Çünkü yaşam hakkı kutsaldır ve tüm canlılar içindir.

 

518total visits,3visits today

Top