script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js">
Home / Haberler / PARALI HALE GETİRMEK PLASTİĞE ÇÖZÜM OLACAK MI?

PARALI HALE GETİRMEK PLASTİĞE ÇÖZÜM OLACAK MI?

Posted on


Yeni yılın ilk  uygulamalarından biri son 30 yılda hayatımıza sokulan ve ‘vazgeçilmezler’
arasına giren plastik torbaların 25 kuruşa satılması oldu. Market  alışverişlerinden onlarca plastik torbayla dönmeye alışmış olanların her torba için 25 kuruş ödemesi caydırıcı olur mu bilinmez ancak bu uygulamanın plastik torbaların saltanatını sona erdireceğini düşünmek bir hayli saflık olur.

Marketlerde kullanılan plastik torbaların ortalama kilogram fiyatları 10 ila 15 lira arasında değişiyor. Bir kilo plastik
market torbasından yaklaşık 140 tane çıkıyor. 25 kuruş ile çarpıldığında, bir kilo plastik torbanın satışından elde edilen gelir 35 lirayı buluyor. Bir bakıma plastik torba satışından kilogramda yüzde 300’ün üstünden bir kar elde edecek marketler. Devlet de bu karşı satıştan peşin peşin  vergisini alacak.

25 kuruş gibi oldukça küçük bir meblağ için çoğu tüketici de cebinde bez torba ya da file taşımaya gerek görmeyeceğinden vatandaş yeni yıla ödediği ‘dolaylı vergilere’ bir yenisi daha eklenmiş olarak girmiş olacak.Düzenlemeye göre plastik torbaları ücretsiz veren işletmelere para cezası uygulanacak.

PARALI HALE GETİRMEK PLASTİĞE ÇÖZÜM OLACAK MI?

Görünüşte ‘çevreyi koruma’kılıfına sokulan paralı poşet uygulamasının çevre kirliliğinin önlenmesine bir katkı sağlamayacak. Çünkü aslolan plastik torbaların parayla satılması değil, üretiminin denetim altına alınması. Geçmişte çarşı-pazarlarda zaten parayla satılan plastik torbaların dev market zincirleri eliyle müşteri cazibesi aracı
olarak ücretsiz hale getirilmesinin sonucu kullanımı ‘olağan’ hale getirildi. Şimdi ise ‘çevreci uygulama’ sosuyla tüpten çıkmış olan macun yeniden tüpe sokulmaya çalışılıyor.

DAKİKADA 1 MİLYONDAN FAZLA PLASTİK TORBA TÜKETİLİYOR

Bu uygulamanın en yanıltıcı olan yanı ise ‘çevrecilik’ kavramının sorunun kökten çözümüne yönelik politikalar geliştirmek yerine sorunun denetim altında tutulmasını sağlayacak politikalara indirgenmiş olmasıdır. Dünyada bir dakikada 1 milyondan fazla plastik torba tüketildiği düşünülürse, ortaya çıkan korkunç tablo ile başa çıkabilmek için sorunun denetim altında tutulması değil, daha radikal çözümler üretilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Plastik torba ve benzeri bir çok ambalajın dolaşıma çıkarıldığı dönemlerde ‘geri dönüşüm’ simgesiyle çevreci birer ürün olarak sunulduğunu da anımsatalım.

                  Plastik torbaların diğer atıklarla birlikte yarattığı çevre sorunları dünyanın başına bela oldu…

PLASTİK TORBAYI YASAKLAYAN İLK ÜLKE

Plastik torbaları yasaklayan ilk ülkeler sanıldığı gibi ‘gelişmiş’ batılı ülkeler değil. Dünyada plastik torbaları yasaklayan ilk ülke Bangladeş. Ülkede sık yaşanan sel felaketleri sırasında plastik torbaların drenaj ve su tahliye kanallarının tıkanmasına neden olduğu anlaşılınca Bangladeş 2002 yılında plastik torbalara yasak getirdi. Kenya ise 2017 yılında plastik torbaları yasakladı.

PLASTİK SANDALYELERİ KİMSE ÜCRETSİZ DAĞITMADI

Plastik, tüketim kültürünün yaslandığı ‘kullan-at’ ilkesinin simgelerinden biri. Plastik torba ise bunun  yalnızca görünen yüzü. Giydiğiniz çoraplardan kullandığınız battaniyelere,gıdadan tekstile gündelik yaşamın bir çok alanında plastik içerikli ürünlerle kuşatılmış durumdayız ve bu ürünlerin hepsini de para verip evlerimize,yaşamımıza kendi ellerimizle sokuyoruz. Hiç kimse plastik sandalyeleri ve onun üzerine giytirilen plastik dekorları ücretsiz dağıtmadı!

‘KOLAYLIK’ OLARAK SUNULAN SORUNLAR

Bugün bir sorun olarak tartışır olduğumuz plastik torbaların yararları geçmişte saymakla bitirilemiyordu. Yaşamımıza ‘kolaylık’ olarak sokulan bir çok nesneningelecekte başımıza nasıl bir bela açacağı konusundaki uyarılara genellikle kulak tıkarken, kolaycılığa yönelik eğilimimiz bu kısır döngüyü de besliyor.

Bugün de benzeri konularda topluma dayatılan ürün ve uygulamalara karşı yapılan uyarılara aynı gerekçelerle duymazdan geliyor.

DAĞARCIKTAN PLASTİK TORBAYA NASIL GELDİK?

‘Torba’ kelimesi, Türk toplumu için bir çok kavramı karşılıyordu. “Milletin ağzı torba değil ki büzesin” özdeyişindeki torba, dağarcık’tır. Keçi derisinden yapılan bir tür çoban torbası olan dağarcık, mecazen de ‘bellek’ olarak kullanılır. Anadolu halkının kültürel unsurlarının toplamını içine alan bir simge olan dağarcık,hepimizin ortak belleğidir. Dağarcık dericiliği, dericilik hayvancılığı,hayvancılık ise köklü bir sosyal ve kültürel hatatı besliyordu. İran’ın Hoy kentinden gelip Anadolu’daki ilk esnaf teşkilatını kuran Ahi Evran (Şeyh Nasıreddin Mahmut el Hoyi) bir deri (Debbağ) ustasıydı. Sahtiyancılık, Türklere özgü bir dericilik sanatıydı. Ahi Evran’ın ilk yerleştiği kentlerden biri olan Kayseri, Urfa, Diyarbakır, Elazığ, Yalvaç, Bergama ve onlarca irili ufaklı kent dericilikle öne çıkıyordu. Dericilik korunması gerekirken, plastiğe yenildi.

Asıl adı ‘Şeyh Nasıreddin Mahmut el Hoyi’ olan Ahi Evran, İran’ın Hoy kentinden Anadolu’ya gele

n toplum önderlerinden biriydi. Mesleği Debbağlık olan Ahi Evran’ın kurduğu esnaf örgütü olan Ahilik, Moğol yağmasının ardından Anadolu’nun yeniden ayağa kalkmasını sağladı…

KAYBETTİĞİMİZ ŞEY ASLINDA KENDİ KENDİNE YETME
KÜLTÜRÜMÜZDÜR

Türkiye yeni yıla plastik torbaları tartışarak girerken benim de aklıma yitip giden dağarcığımız geldi.Bir kez üretilince evladiyelik bir dayanıklığa sahip olan dağarcıklar, kendi kendine yeten bir yaşama biçimini simgeliyordu. Biz plastik torbaları tartışırken yitip giden işte o yaşama biçiminin kendisidir…

20Shares

527total visits,1visits today

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seven + nineteen =

WordPress spam blocked by CleanTalk.
Top