Home / Haberler / Deprem ve kanal İstanbul

Deprem ve kanal İstanbul

Posted on
Paylaşın

Yorgundu zaman. Günün gözleri kapanmış,ortalık kararmıştı. Gecenin karanlığı kucaklamıştı çevreyi. Günü umutlu umutsuz koşturmakla geçiren insanların gözleri kapanmak üzereydi. Evlerdeki ışıklar birer birer sönmeye başlamıştı.

Uzakta bir dağ köyünde bir kadın çocuğunu emziriyordu.
Dışarıda ayaz vardı, soğuk vardı, karanlık vardı. Kurtlar inlerine, kuşlar çatı aralarına sığınmışlardı ve davarlar ahırlarına.


Gecenin sessizliğini birden bozuldu. Bilinmeyen-görülmeyen bir güç şöyle bir dokundu toprağa. Beşik gibi sallanıyordu her yer. Ortalık toz dumana dönüştü. Betonlar karton kutu gibi büküldü. Taşlar döküldü yollar yarıldı. bir enkaz yığınına dönüştü her yer. Bu bir anlık zamandı.


İnsanlar koşuştular. Uyuyanlar fırladı yataklarından. Kimini yitirdik. Kimi yaralı. kimi toprak altında soluk soluğa, can çekişiyor.
Evdeydim bir gün.Evim 13. katta.Dipten gelen bir ses ile sarsıldım. Dolapların kapakları açıldı. Tabaklar bardaklar yerlerde kırılıyordu. Kütüphanemden kitaplar ortalığa savruluyordu. O bir an ölmek ve yaşamak arasında bir zaman aralığı gibi.

O bir an sevdiklerine ve yaşama veda adına bir teslimiyet ve çaresizlik anıydı. O bir an telaş ve direnme anıydı. O bir an yaşamak ne güzel şey diyebilmeyi anlama anıydı.
Şimdi acılarımız içinde en mutlu anımız toprağın-enkazın altından gelecek bir ses, bir soluk.


Şimdi acılarımız içinde en mutlu anımız yaralarımızı sarmak.
Şimdi acılarımız içinde en mutlu anımız tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını yiyen, okul, hastahane dahil binaların yapımında hırsızlık yapanları yakalamak ve bunlara göz yumanları yargılamak olacak.
Şimdi soruyorum önce can güvenliği için depremden korun-maya mı yatırım yapmalı, yoksa kanal İstanbul’a mı?  

KAYNAK : Av.İzzet DOĞAN

HABER : BÜLENT ÖZGEN

Paylaşın
Top
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial