script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js">
Home / Haberler / GÖRÜNTÜLÜ HABER-ÇEVRECİ GAZETECİ RIFAT DOĞAN İLE ÇEVRE KONULARINDAKİ SÖYLEŞİ

GÖRÜNTÜLÜ HABER-ÇEVRECİ GAZETECİ RIFAT DOĞAN İLE ÇEVRE KONULARINDAKİ SÖYLEŞİ

Posted on

CemTV.de her hafta salı günü saat 16.30’da,  canlı olarak  yayınlanan , başarılı ve cesur sunucu Şeyma DUMRUL tarafından sunulan” Çevre Dosyası” programının bugünkü konuğu Artı Gerçekten  çevreci gazeteci Rıfat DOĞAN ile  çeşitli  çevre  konuları  görüşüldü.

 

 

Her hafta olduğu gibi  bu hafta da  çevre haberleri ile programa  başlanıldı.

-İzmir  Körfez geçiş köprü projesi,aynı zamanda Gediz deltasındaki filamingoları da tehdit ediyordu. İzmir il kurulu,Egeçep, Doğa derneği ve 85  vatandaş karşı dava açtılar.Bu dava da İZMİR II.Mahkemesince yürütmeyi durdurma kararı verildi.

Bu proje  ; Balçova,Narlıdere,Çiğli ve Karşıyaka ilçeleri sınırları içerisinde , otoyol ve raylı sistem ile  burada bir ada yapılmasını  öngörüyordu.Toplam proje 3 milyar 500 milyon TL. idi.

İzmir Körfez projesinin geçtiği güzergahta, 9 Eylül Üniversitesinin deprem riski var diye  raporları bulunmaktadır. Bu arada fay hattı ile ilgili çalışmalar yapılmamıştı. Çed raporunda da yer almamıştı. Özellikle filamingoların yaşadığı,ürediği  Ragıp paşa dalyanında da geçiyordu. Burası 1nci derece doğal sit alanı.Ramsar uluslararası sözleşme ile koruma alanı olan bu bölge  de İzmir Belediyesinin 45 dakikada bir arabalı-vapur hizmeti var.Yani pek de böyle bir talebin olmadığı bu bölge.

Sorun trafiği rahatlatmak ise, saatler düşürülerek,sefer sayısı artırabilinir.Bu gibi önlemlerde alınabilir. Sözde muhtemel köprünün 150 direğinden , 30 direği  bu Ramsar alanı içinde kalıyor.Böyle büyük projelerde “kamu yararı ” var denilir. Görüldüğü üzere burada kamu yararı yok.Esas kamu yararı bu köprünün yapılmamasıdır.

-Gölcük’ün Halıdere mevkiindeki taşocağını  halk ,  2005 yılından beri kapatılmasını istiyordu.Kocaeli Valiliği ,burada heyelan tehlikesi olması nedeniyle, taşocağın kapatılmasına karar verdi. Bunun üzerine  vatandaşlar havai fişeklerle kutlama yaptı.

Tarım Kooperatifi Başkanı Mansur KESKİN’de ;  Ülkemizin çok büyük zenginlik kaynakları olduğunu biliyoruz.Halıdere de geçmişte orman köylüsü idi ve Ormanlarımızın zenginliğini ve kıymetini çokiyi bilir. Halk geçimini orman ürünlerinden sağlamaktadır. 2005 yılından beri ormanlarımızın yok oluşunu büyük bir üzüntüyle izlemekteyiz.Ancak bugün verilen bu haberle Sayın Valimize teşekkür ediyorum.Gençleri de bu etkinliği düzenlediği içinde kutluyorum.Birlik ve beraberlik içinde olunca  bizler her zorluğu yeneriz.

 

 

Tekirdağ MarmaraEreğlisi yeni çiftlik mahallesinde, 9 Ağustos tarihinde  akıl almaz bir olay yaşandı.Kimyasal yüklü  bir tanker,yoldan geçerken kaldırımda yürüyen  biri çocuk 4 kişinin üzerine asidik asit sıçrattı.İlk müdahalenin ardından hastalar tedavi altına alındı.

Asidi asit sirke asidi olarak bilinir.Seyredilmediği taktirde  metalleri eritecek kadar zarar veriyor.Demekki tanker gerekli önlemleri almamış.Tankerin sürücüsünden vatandaşlar şikayetçi oldu.Sonuçta yetkililerin bu tür kimyasal ürün ve asitlerle uğraşan firmaları sıkı denetim yapması gerekir.

Bursa/Mudanya’daki yangında 20 hektarlık alan kül oldu. Birkaç yerden yangının ve buradaki villaların hemen yanında başlaması kundaklama şüphesini artıyor.İnsanın aklına 2015 yılındaki yangın geliyor.Buradaki yangından sonra bölgeye villalar yapıldı.

-Antalya’da yetkililer nem oranının % 20’ye düştüğü konusunda uyarıyor.Yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan Antalya’da insanların ,piknik yaparken,mangal yakarken  ve de seracılık yaygın olduğundan  kaynak yaparken de aşırı dikkat etmeleri  gerekiyor.En ufak bir duman gördüklerinde ALO 177  ye telefon  etmek lazım.

Biz de buradan birkez daha ikaz edelim.Piknik yaparken ateş yakmıyalım,hatta yiyeceklerimizi hazır götürelim.Ormanlarımızı koruyalım.

Kocaeli  Kandıra ilçesi Pınarlı mahallesinde Sardala koyu çöp içerisinde.Tatilcilerin bu hareketinden dolayı sahillerimiz kirleniyor.Buradaki çöplerden dolayı yangın çıkabilir. Çöp koyteynırlarını artırmak lazım.

Geçen haftalarda Doç.Dr.Ergin KARABULUT’ı konuk edilmişti.Kendisi Biyologlar Derneği  Eski Başkanı.Kendisiyle botanik bahçesini konuşmuştuk.Diyanet Başkanlığı ve Müftülük Botanik bahçe konusunda  ısrarlı davranmakta-dırlar.Rektörlükten de yazı gelmiş.Kendilerini ilgisizlikle suçluyorum.İTÜ Rektörünü bilim insanlarına sahip çıkmaya çağrıyoruz.

Hocaların odaları ve laboratuvarlar boşaltılmaya  başlandı.17 Eylülde sonuçlar  isteniliyor.Buradaki bitkiler nereye gidecek.Yaşam alanlarında onlara kim bakacak.Burası Türkiye’nin ilk resmi botanik bahçesi ve dünyanın sayılı tohum bankasıdır.İçinde 9 sera mevcut.5 tanesi geçmeli.Ayrıca bir tanesi enyaşlı bitkilerin bulunduğu  ilkel bitkilerden oluşan sera mevcuttur.

Bilim çağı uyarıyor.Bir alev çağı başlıyor.

‘Dünya Sisteminin Antroposen’deki Yörüngesi’ başlıklı bir araştırmanın sonuçları, Dünyamızı hayli ‘sıcak’ bir geleceğin bekliyor olabileceği uyarısına neden oldu.

Çalışmaya göre yeryüzünü ‘sera çağı’ ismi verilen ve sıcaklığın yoğun hissedileceği bir dönem bekliyor olabilir. Çünkü bu araştırmada, küresel ısınmayla yeryüzü genelinde sıcaklık seviyesi sadece 2 derece artsa dahi, Dünya’da önlenemez bir ‘sıcaklık döngüsü’ oluşabileceği belirlendi. Bu sıcaklıkta buzullar da neredeyse tamamen eriyeceğinden, deniz seviyesinde de 60 metreye kadar yükselmeler yaşanacak.

Birçok bilim insanı Dünya’nın, insan eylemlerinin gezegeni doğrudan etkilediği döneme verilen isim olan ‘Antroposen’ içerisinde bulunduğunu kabul ediyor.

Çevre dosyası programının  ikinci bölümünde,bu haftanın konuğu çevreci gazeteci Artı Gerçek’ten Rıfat DOĞAN  ile çevre konularıyla ilgili olarak söyleşiye başlanıldı.

Sunucu Şeyma Dumrul : Çevre haberlerini yaparak önemli işler yapıyorsunuz.Çorlu’daki tren kazası ile ilgili olarak bir rapor yayıunlandı. Sizde bunu haber yaptınız.Rapor da genel olarak  neler var ?

Çevreci Gazeteci Rıfat DOĞAN  : Öncelikle bu rapor KESK’a bağlı birleşik taşımacılık çalışanların sendikasına  ait.Bu rapor da önemli başlıklardan  biri de özelleştirme. Bu özelleştirme sürecinde personel miktarında önemli düşüşler var. Eski konvensiyon hatlar da “yolbekçileri” vardı.

Kazanın ardından KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Hasan Bektaş, “Demiryollarında görev yapan ‘yol bekçisi’ dediğimiz, günlük rutin yaya olarak yol kontrolünü yapan arkadaşlarımız vardı. Yol bekçileri yaklaşık 5 yıl önce kaldırıldı. Dolayısıyla şu anda yol kontrolü yapılmıyor. Yol bekçileri olsaydı böyle bir kaza olmazdı muhtemelen” demişti.

‘BÖLGE HIZLI TREN HATTINA UYGUN DEĞİLDİ’

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nda 7 yıl yol bekçisi, 20 yıl da ‘çavuş’ olarak çalışan emekli işçi Hasan Özkan, Artı Gerçek’e konuştu. Uzun yıllar TCDD’de görev yaptığını ve Ömerli, Ispartakule  ve Çatalca bölgesinde çalıştığını belirten Özkan, “Çorlu’daki hattın yapımından önce toprak yapısı, jeolojik durum ve zeminin kayganlığıyla ilgili detaylı bir araştırma yapılmalı ve toprak kayması yaşanma riskine karşı direk kazılarak gerekli önlemler alınmalıydı” dedi.

Kazanın yaşandığı bölgeye hızlı tren hattı inşa edildiğine ve bu hattın çok farklı bir yöntemle yapıldığına işaret eden Özkan, bölgenin hızlı tren hattına uygun olmadığını da ifade etti.

‘ÇORLU’DA HABER VERECEK KİMSE YOKTU’

Yol bekçiliği uygulamasının kaldırılmasından önce Türkiye’de raylı sistemin bulunduğu bölgelerde her 15 kilometrede bir yol bekçisi olduğunu belirten Özkan, uygulamanın kaldırılması nedeniyle Çorlu’da yağmur nedeniyle tren seferinin yapılıp yapılmayacağı noktasında haber verecek kimse olmadığına dikkat çekti.

Özkan şunları söyledi: Yol bekçileri günde iki kez yol kontrolü yapıyordu. Bu uygulamayla ilgili kanuni bir madde var: ‘Sel, afet, yağmur, aşırı yağmur durumlarında kontrol yapılmadan seyrisüfer emniyeti sağlanmadan tren gönderilmez ve sefer yapılmaz.’ O gün orada (Çorlu) yağmur yağıyor, bölgenin jeolojik durumu da belli. Yol kontrolü yapılmadan tren gönderiliyor. Doğal olarak yol bekçisi olmadığı ve yollar da yeşil göründüğü için trenleri gönderenlerde de suç yok. Çünkü yol durumunu haber verecek görevli yok. Örnek veriyorum biz Pendik-Maltepe arasında çalışırken üç sağanak yağışta hattı sel bastı, biz yolları kontrol etmeden banliyö seferlerini yaptırmadık.”

‘YOL BEKÇİSİ OLSAYDI KAZA KESİNLİKLE OLMAZDI’

“Yol bekçiliğini kaldırdıkları için bundan sonra daha büyük kazalar olabilir” uyarısında bulunan Özkan, “Çorlu tren kazasından önce yol ve hava durumuyla ilgili haber veren biri olsaydı bu kaza kesinlikle yaşanmazdı” dedi.

‘SAYILARI 1500 OLAN YOL BEKÇİSİ VE ÇAVUŞLAR GİTTİ, 

Yol bekçileri,yol kontrolünü yani rayın hat kontrolünü yapıyordu.Herhangi bire doğa olayında, sel de ana merkeze  haber vererek, o hatta seferin yapılıp yapılamıyacağına karar verirdi. o hatta o gün bir tek yol devriyesi vardı.O da izinli olduğundan o facia yaşandı. İzinli olan  işçi de bu olaydan sonra işten çıkartıldı.

2003 yılında işçi  sayısı 35 bin 853 iken bu sayı 2017 yılına 17bin 747  yani neredeyse yarı yarıya.Konvensiyopn eski yollarda çalışan yol bekçi sayısı 1500 iken,şimdi ise bu sayı 39.

Örneğin: Kapıkule-Eskişehir hattında yol bekçi sayısı sadece 5 tane.Üstelik bu hatlarda bakım da çok geri bırakıldı.TCDD.de iki hat var.Yüksek hızlı tren  gibi hatlarda teknoloji çok iyi.Bütçeni çoğu buraya gidiyor.Haydarpaşa ve Doğu Ekspresi gibi  hatlarda ise bakım çok geri.18 önce yapılması gereken ihale ödenek yetersizliğinden iptal edildi.Faciadan sonra  ihale kararı verildi.

Bu konvensiyon hatlarda  bakımsizlık, personel yetersizliği devamlı karşımıza çıkacaktır.Liyakatsız atamalar da yapılıyor.Bu faciadan sonra yol müdürü istifa ediyor.

Taşaron sistemi de hertarafta kaldırılmalıdır.Kazada ölen ve yaralıların oluşturduğu bir platform oluşturulma-

lıdır.Çünkü kamuya bırakıldığı zaman üstü kapatılabiliyor.Pamukova da olduğu suçlu makinist  bulundu ve olay kapandı.

Sunucu Şeyma Dumrul : Programın başlangıçında çevre haberlerini sunarken, Mudanya/Bursa’daki  yangın konusu sizinle konuşacağız diye  az yer vermiştim.Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?Burada kundaklama düşüncesi had safhasında.

Çevreci Gazeteci Rıfat DOĞAN  : Mudanya Belediye Başkanının aklına kundaklama geliyorsa, hayda hayda bizim aklımıza  da gelir.Bursa şehir plancılar odası etraflıca araştırıyor.Villaların bulunduğu yer imara açık.Yangının başladığı yer ise imara kapalı.Son yıllar da kamu görevlileri olayı kapatmaya çalışıyor. 98 yangın çıkmış ve çoğu da kıyı bölgelerinde.

Sunucu Şeyma Dumrul :Ordu’daki selden dolayı köprüler yıkıldı.Neyseki can kaybı olmadı.Ancak doğa tahrip oldu,evler yıkıldı.Bunun nedenleri de var.Siz de bunu haberiniz de çok güzel özetlemişiniz.Biraz bundan bahsedermi-siniz?

Çevreci Gazeteci Rıfat DOĞAN  : Karadeniz bölgeleri zaten heyelan bölgesi.Buna önlem  alınması lazım.Yaptığım araştırma da ; 86 yıllık süreçte, 629 vatandaşımız ölmüş 19 insanımızda kayıp olmuş.Sel ve heyelana da önlem alınabilir.Bu yapılmıyor tersine başka şeyler yapılıyor.Jeoloji mühendisleri odası araştırmasına göre sel ve heyelanların 60 yıllık süreçte  %35’i Doğu Karadenize ait,söyledikleriiz bölgelere ait.Biz bunları söylemek zorundayız.Bir de HES.ler var.203 tane HES kurulmuş.HES.lerde derelere kuruluyor,bunun içinde derenin yatağı değiştiriliyor.Doğaya insani müdahale yapılıyor.

Sunucu Şeyma Dumrul: Siz Ordu Üniversitesinden Deniz Yıldirım hocayla bir röportaj yaptınız.Bu konuda onun görüşü nedir?

Çevreci Gazeteci Rıfat DOĞAN  : Kendisi orada yaşıyor.Deniz hocaya göre, yeni bir yerleşim planı hazırlanmalı ve dere yatağındaki yapılaşma olmamalı ve  acil afet planı hazırlanmalıdır.Bu  imar barışı,kaçak yapıları yasal hale geldi.  kurul

Sunucu Şeyma Dumrul  : Sivas’ın Kangal ilçesinde,Aleviler için kutsal olan  Büyükyılanlı dağ var.Yılanlı dağ maden açısından zengin bir bölge.Burada Mermer ocağı var.Köylüler ÇED toplantısını yaptırmadı.Buradaki tehlikeden bahsedermisiniz ?

Çevreci Gazeteci Rıfat DOĞAN  : Sizinde dediğiniz gibi Zara,Kangal  maden açısından zengin bir bölge.Demir Export şirketi burada bakır madeni  işletiyordu.Bakır madeni nedeniyle sularda arsenik oluşturdu.Bu yeraltı sularının kirlenmesi hayvanlarımız açısından da tehlikeli oluyor.

Sunucu Şeyma Dumrul  : Eskişehir’de ALPU  ovası en verimli arazilerden birisi.Termik santral kurulmak istenen bu yer için yeni bir gelişme var.ALPU  Termik santral  için ÇED gereklidir diye açıklama yapıldı.Bu çed Termik santral için değil,termik santrale kömür sağlıyacak için  zorunlu denildi.

Çevreci Gazeteci Rıfat DOĞAN  :Mahkeme tarafından başka bir mahallede çed zorunludur diye bir karar var.Yargı kararları uygulansaydı çok çevre sorunu yaşanmıyacaktı.Eskişehir  yaşanabilir şehirlerden birtanesi.

Özel şirkete  bir yıl alım garantisi veriliyor.Bu verilecek olan parayla,257 okul,14 hastane yapılırdı.

Sunucu Şeyma Dumrul  :Jeoloji Mühendisleri Odası başkanıyla yaptığınız  röportajda  İstanbul’da 3 ncü Hava limanındaki çökmelerden  bahsedermisiniz?

 

Çevreci Gazeteci Rıfat DOĞAN  : 3 ncü havalimanı  esasında burası değil,Çevre düzen planına göre silivri, bölgesi.Şuandaki yer ise kum  ve kömür ocakları vardı.Burada  yapılan kazılar nedeniyle 60-66  tane yapay göl oluştu. Bunların hepsi de 15-20 metre derinliğinde.Niye karşı duruyorsunuz istemiyorsunuz derken bizde bunu söylüyoruz.

 

Burasını

n %80 ormanlıktı.Burada doğaya köklü bir müdahalede bulunuldu.Yapılan dolgunun haddi hesabı yok.Dolgu da da çöp niteliğindeki harfiyat kullanıldı.Üstelik burası kuş göç  yollarınında üstünde.Uçak nasıl kalkacak

Bizler doğaya müdahale ettikçe,bize felaket olarak geri dönüyor.

BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ

0Shares

1515total visits,1visits today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twelve − eleven =

WordPress spam blocked by CleanTalk.
Top