Home / Haberler / Halk istiyor diye her yere gölet yapımına son verilsin!

Halk istiyor diye her yere gölet yapımına son verilsin!

Posted on
Paylaşın

Uzun yıllardır Türkiye’nin göl ve sulak alanları konusunda bilimsel çalışmalar yürüten Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, Su Kanunu Taslağı’na ilişkin görüşlerini açıkladı.

Su yönetiminin popülist ve siyasi bakıştan uzak olması gerektiğini savunan Kesici, Türkiye’nin son 60 yılda göl ve sulak alanlarının yarısın kaybettiğine işaret ederek, “-Yerel halk gölet istiyor- denilerek olur olmaz her yere gölet yapımına son verilmeli” görüşünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 20 Mart’ta Beştepe’de düzenlenen 1. Su Şurası’nda yaptığı konuşmada, mecliste bir su kanunu hazırlığının sürdüğünü duyurdu. Türkiye’nin daha önce de tartıştığı bir konu olan yeni su kanunu, yaklaşık 10 yıldır bekletiliyor.

Yeni bir su kanunu hazırlığının gündeme geldiği 2009 yılından bu yana süreci yakından izleyen ve bu konuda görüşlerini paylaşan Dr. Erol Kesici’ye nasıl bir su kanunu olması gerektiğini sorduk.

Dr. Erol Kesici, 2009’da İstanbul’da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu’nda.

KESİCİ: ‘SU, AİT OLDUĞU EKOSİSTEMLE BİRLİKTE KORUNMALI’

2009 yılında İstanbul’da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu’nun katılımcılarından biri olan Kesici, suyun ekosistemin bir parçası olduğuna işaret ederek bu konuda bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu dile getiriyor. Suyun, ait olduğu ekosistemle birlikte korunması gerektiğini savunan Kesici’ye göre yeni su kanunu bu çerçevede şekillenmeli.

Dönemin Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 2016 yılında başlattığı 1000 Günde 1000 Gölet Projesi, plansız ve bilimsellikten uzak, popülist bir siyasi anlayışla hayata geçirildiğine dair eleştirilere konu olmuştu.

‘HALK İSTİYOR DİYE HER YERE GÖLET YAPIMINA SON VERİLMELİ’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Mart’ta su kanunu çıkarılmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, sanılanın aksine Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığının altını çizerek “Su kaynaklarımızı kirlilikten ve diğer olumsuz etkilerden korumalıyızifadelerine de değinen Kesici, “Su kanunu ile ilgili yapılması gerekenler, sularını koruyan birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi bilimsel bir temele dayanmalıdır. Popülist ve siyasi bakıştan vazgeçilmeli. ‘Yerel halk gölet istiyor’ denilerek olur olmaz her yere gölet yapımına son verilmeli” görüşünü dile getirdi.

Dr. Erol Kesici Eğirdir Gölü’ndeki kirlilik ve su kayıplarını önlemek için yıllardır çaba harcıyor. Kesici’ye göre tatlı su kaynaklarımız iyi yönetilemiyor.

‘TATLI SU KAYNAKLARI İYİ YÖNETİLEMİYOR’

Su yönetimindeki çok başlılığın zaman ve enerji kaybına yol açtığını dile getiren Dr. Erol Kesici, bilimsel ve bağımsız bir su yönetimi oluşturulması gerektiğinin altını çizerek, “Su kanunu çok geniş kapsamlı bir konu. Ancak yıllardır iç sularla ilgili yapmış olduğum bilimsel çalışmalar doğrultusunda dereler, nehirler ve göllerle ilgili yapılması gereken düzenlemeler hakkında daha önce de dile getirdiğim önerilerimi şöyle özetleyebilirim: Öncelikle suyun kullanımıyla gelinen noktaya bakarsak;

dünyanın ve ülkemizin giderek artan nüfusu, suya olan ihtiyacı artırıyor. Küresel ısınma- iklim değişikliği, tatlı su kaynaklarının iyi yönetilmemesi; vahşi tarımda yok olma noktasına gelmesi ve suların adeta atık alanına dönüştürülerek aşırı kirletilmesi nedeniyle temiz su kaynakları azalıyor” diye konuştu.

Antalya’nın Elmalı ilçesindeki Avlan Gölü, ulusal öneme sahip sulak alanlarımızdan biri ancak 1970’lerde kurutulan gölün yeniden geri kazanılması çabaları yeterince sonuç vermiyor. Kış aylarında su tutan göl alanı, yılın büyük bölümünde kuru bir tarla görünümünde.

‘GÖL VE NEHİRLERİMİZİN NEREDEYSE TÜMÜNDE KİRLİLİK YAŞANIYOR’

Kontrolsüz tarımsal sulama, enerji ve gıda üretimi ile aşırı tüketim çılgınlığının suyun hiç bitmeyecek bir kaynak gibi görülmesine yol açtığını savunan Kesici, “Suyu bilinçsizce ve plansız şekilde kullanıyoruz. Türkiye’nin içme ve kullanma suyu kaynağı olan göl ve nehirlerimizin neredeyse tümünde kirlilik yaşanıyor. Biyolojik çeşitlilikte aşırı kayıplar var.

Ayrıca doğal göllerimizin yarısından fazlası kurudu, mevcut nehirlerimizde de kuruma riskiyle karşı karşıya olanlar var. Suyun tek üretim yeri olan doğal su kaynaklarımızın tüm ekolojik çevreleriyle birlikte kendini yenilemesine fırsat verilmeli.

Göllerin su seviyesi ve su bütçeleri mutlaka korunmalı. Yeraltı sularının kirletilmesinin önüne geçilmeli, su kaynakları ve dereler, çaylar atık alanı olmaktan çıkarılmalı” ifadelerini kullandı.

Antalya’nın Konyaaltı ilçesi sınırlarında bulunan Göksu Çayı kıyısında bir görünüm.

SUYU KORUMAK İÇİN YASAYETMEZ, BİLİNÇ VE FARKINDALIK ARTMALI

Türkiye’de son 60 yılda göl ve sulak alanların önemli ölçüde kayıplar yaşadığına işaret eden Kesici, Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su kaynağı olan Eğirdir Gölü’nün 24 katı büyüklüğünde su kütlesinin kaybedildiğini belirtti.

2011 yılından bu yana hazırlıkları sürdürülen yeni su kanununun bilimsel yöntemlerle, akılcı ve bağımsız bir su yönetimi sağlanması konusunda yasal zemin oluşturması gerektiğinin altın çizen Dr. Erol Kesici, su kaynaklarının korunmasının yalnızca yasal düzenlemelerle de mümkün olmayacağına işaret ederek bu konudaki toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılması gerektiğini kaydetti.

KAYNAK : https://gazeteciyazaryusufyavuzblog.wordpress.com/2021/04/07/halk-istiyor-diye-her-yere-golet-yapimina-son-verilsin/

HABER: BÜLENT ÖZGEN

Paylaşın
Total Page Visits: 169 - Today Page Visits: 1
Top
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial

Enjoy this blog? Please spread the word :)