script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js">
Home / Çevreyi kirleten tesisler / KOCASEYİT’İN KÖYÜ GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME GÖNDERİLİYOR!

KOCASEYİT’İN KÖYÜ GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME GÖNDERİLİYOR!

Posted on

Çanakkale Kahramanı Koca Seyyidin adını verdiği Balıkesir Havran’daki köyündeki hemşehrileri  bir taş ocağından şikayetçi. Çevreyi aşırı derecede kirleten ve sağlık sorunlarına yol açan işletme ile ilgili Edremit Körfezi çevresindeki sivil toplum kuruluşları Kocaseyit Köyüne giderek kirliliği yerinde tespit etti. Bir basın açıklaması yaptı. İstanbul Çevre Konseyi olarak mahalli bir belediye başkanına ait olduğu ifade edilen tesisle ilgili olarak yetkilileri harekete geçmeye çağırıyoruz.

STK ların eylem notları ve açıklamaları şöyle:

Bugün Edremit Körfezde yer alan Doğa Koruma kuruluşları olarak, Uysal Kırmataş Tesisinin köye verdiği zararlara karşı mücadele eden Kocaseyit Köylüleri ila dayanışmak amacıyla köydeydik. Çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek, tüm Köylülerinin katılımıyla ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Sloganlar eşliğinde yapılan açıklamadan sonra hep birlikte ocağın yarattığı tahribatı görmek üzere Kırmataş Tesisine gittik. Yol boyunca gördüğümüz manzara içler acısı idi. Tesis civarında da göz gözü görmüyordu. “Uysal Kocaseyit’i Terket” diyen köylülerle birlikte “Kocaseyit Köyü Yalnız Değildir” dedik. Basın açıklamamız aşağıda. Mücadeleye devam edeceğiz.

Basın açıklamasına Kocaseyit köylüleri de destek verdi

KOCASEYİT KÖYLÜLERİ DAHA NE KADAR TOZ SOLUYACAK?

Bugün buraya Kocaseyit Köylülerinin birkaç gündür Uysal Kırmataş Tesisinin yarattığı kirliliğe karşı verdikleri mücadeleye destek olmak amacıyla geldik.

Basına, Balıkesir Valiliğimize, Balıkesir Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü’ne, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne, yöre milletvekillerimize, Balıkesirli hemşehrilerimize, Türkiye’nin dört bir tarafındaki yurttaşlarımıza sesleniyorz:

Balıkesir’imiz son yıllarda bol keseden dağıtılan “maden ruhsatları” ile anılan bir il oldu… Tek bir köy, yayla, ova, vadi, dere yatağı yok ki, oraya bir maden ruhsatı, taş ocağı, kırmataş tesisi vb. ruhsatı verilmiş olmasın. Kurşun, çinko, altın, gümüş madenleri ve kırmataş ocakları artık her yerde, her köşede. Elbette bizler de ülkemizin gelişmesini, yeraltı servetlerinin ekonomiye kazandırılmasını, gençlere iş olanağı sağlanmasını istiyoruz. Ancak gelişirken de doğanın ve insan sağlığının göz ardı edilmesini istemiyoruz. Bu kadar çok maden ve taş ocağı sahalarını aynı bölgede birlikte görünce, bunca projenin toplam etkisinin hiç düşünülmediği anlıyor ve görüyoruz. Bunca projenin suyumuzu, havamızı, toprağımızı kirlettiğini, tarlalarda tarım yapılamaz halde geldiğini, hayvanlara otlayacak mera kalmadığını görüyoruz. Aşağıda, sahil kesiminde zeytinleri kesip yazlık yapılarak doğal denge nasıl bozulduysa, burada kırsal alanda da çeşitli maden, taş ocakları ve kırmataş tesisleri ruhsatları verilerek yapılan aynısıdır…

Bir mahalli yönetici ve oğlunun işletmesi olduğu belirtiliyor

KOCASEYİT’İN KÖYÜ GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME GÖNDERİLİYOR!

Madencilik, taşocakları, kırmataş tesislerinin sonuçlarının ne olduğunu anlamak için şimdi en yakın çevremize bir bakalım. Kocaseyit Köyü’nün evlerin damları, cami ve mezarlık, ki Seyit Onbaşı d

a orada yatıyor; çarşı, sokaklar ve kahvehaneler, her yer ama her yer toz içinde… Böyle yaşanır mı? Bu tozun kaynağı Uysal Kırmataş Tesisi’dir. Köyün hemen tepesinde yıllardır “açık ocak” olarak çalışan bu tesis, artık köylünün canına tak ettirdi. Maden alanı, stok alanı ve ulaşım yollarının düzenli olarak sulanması gerekliyken sulanmadığını görüyoruz. İş sadece yağmura bırakılıyor. Koca kamyonların yük taşırken üzerlerine branda örtülmesi gerekirken, örtülmüyor. Köyün çevresinden dolaşan stabilize orman yolu, özel yol haline getirilmiş vaktiyle. Bu dört kilometre yola taş ocağının curufu da kaplama malzemesi olarak serilmiş, her gün onlarca kamyon geçtikçe, buradan köyün üzerine yine sağanak gibi toz yağıyor.

Uysal firması paraya doymuyor ama köylü toza doymuş artık.. Yeter diyor!. Bunun kader olmasına karşı çıkıyor!. Koca bir ilçenin belediye başkanı, kazandığından bir parçasını ayırıp yola kaplama yapılması için harcamaktan kaçıyor, onu da kamu eliyle yaptırmak adına geciktiriyor, oyalıyor. Ocakta, insan sağlığına zarar vermeyecek önlemler içeren ek yatırımlar yapmak bir yana, toz için sulama dahi yapılmıyor. Çünkü su çok kıt.

KOCAEYİT KÖYÜNÜN SU KAYNAĞI OCAĞIN İÇİNDE KALMIŞ

Köyün su kaynağı, tam da bu ocağın içinde kalmış durumda. Patlamalar su kaynağını olumsuz etkiliyor. Ayrıca bu kaynaktan köye su taşıyan borular da sürekli olarak ocaktaki iş makinelerinin ve dökülen curufların altında yerinden oynatılıyor. Suyu bunca kıt bir yere, neden getirip de taş ocağı ruhsat verdiler, neden bu tesisin çalışmasına izin verdiler? Çünkü yasaların boşluğunu arandı. Tek sebebi var buraya açmalarının: 4086 sayılı Zeytin Yasası’nda, ocakların zeytinliklere 3 km mesafede olması şartı bulunduğu için, Necdet Uysal bu köyün başını buldu ve yasaya karşı hülle yaptı. Ocağı dağ başına açtı. Bu ocağın yollarında ne kadar kamu aracı çalıştı, ne kadar kamu kaynağı harcandı bilen var mı? Tamam, köyden bir avuç insan da gidip çalıştı, bu ocaktan ekmek yedi ama artık tarım yapılamıyor, hayvancılık yapılamıyor, arı salınamıyor, su yetmiyor, sürekli toz solumaktan insanlar, hayvanlar ve bitkiler hasta oluyor, kanser vakaları artıyor. Köyde nefes almak mümkün değil.

KÖYLÜLER HER YOLU DENEMİŞ, SONUÇ SIFIR!

Yıllardır süren bu dertleri anlatmak için, muhtarımız başta olmak üzere köylülerin çalmadıkları kapı, başvurmadıkları merci kalmamış. Tüm kamu birimleri topu diğerlerine atarak köylüleri oyalamış. Köylüler de son çare olarak yolu kapatmak zorunda kalmışlar. O zaman, yanlarına gelen giden birden artıvermiş ama hala dertlerine de çare bulamamışlar. Verilen sözler tutulmamış. Aksine kendi evlatları olan askerler gönderilmiş üzerlerine. İşte buna çok üzülüyorlar. Burada analar, kadınlar kendi evlatlarıyla karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Onları jandarmayla karşı karşıya getirmek yerine dertlerine çözüm bulmaları daha doğru değil mi? Köylülerin tek istedikleri temiz hava solumaktır. Tek istedikleri budur. Köylüler yasal haklarını istiyorlar. Bu haklar da, en önce Anayasa’da yazıyor: Anayasa’nın 56. maddesi “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” diyor. Var mı Anayasa’dan daha üstün bir yasa? Uysal yasaları mı icat olundu da haberimiz yok? Kocaseyitliler ve biz doğa savunucuları, devletin tüm kurumlarını göreve çağırıyoruz ve vatandaşlar olarak da sadece bize verilen anayasal ödevi yerine getiriyoruz. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi buradaki su sorunu için BASKİ’ye görev verdi mi? Ocağın denetlenmesi için Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü görevini yeterince yerine getiriyor mu? Bu ocakla ilgili görüşmeler yapan ve aynı zamanda Burhaniye’de Belediye Başkanlığını da ek iş olarak sürdüren Necdet Uysal hakkında, Valimiz Ersin Yazıcı soruşturma açılması için İçişleri Bakanlığı’na başvurdu mu? Bunları bilmek istiyoruz.

/www.ick.org.tr/wp-content/uploads/2018/08/FB_IMG_1533870171967.jpg 960w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />

• Balıkesir Valiliğimizi bunca yıldır hiçbir önlem almayan ve doğayı ve köylüleri yıllardır toza bulayıp hasta eden bu açık ocak kırmataş tesisini acilen kapatmaya,
• Balıkesir Büyükşehir Belediyemizi Köyün içme suyuna sahip çıkmaya ve gerekli altyapı yatırımlarını yapmaya,
• Maden işleri Genel Müdürlüğünü ise bu tesisin ruhsatını iptal ederek kirlettiği alanları rehabilite ettirmeye,
• Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nü kırmataş tesisinin yaratmış olduğu kirliliği yerinde inceleyerek gereken cezai yaptırımları uygulamaya,
• Yöre milletvekillerimizi Kocaeyit Köylülerimizin yanında olmaya ve haklarını Mecliste de aramaya,
• Değerli basın mensuplarımızı da konuyu yeterince duyurarak sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Bu kırmataş tesisi kapanana kadar, toz kabusu Kocaseyit’in hayatından tümüyle çıkana kadar, köyde rahat nefes alınana kadar, eski huzurlu ve temiz hayata dönülene kadar, Kocaseyit Köylülerinin mücadelesine destek olmaya devam edeceğiz. Avukatımız burada. Yasal her türlü yola başvuracağız. Kırmataş tesisinin köyün hayatından çaldıklarını da tazmin ettireceğiz.

Gözü doymayan, karına kar katmak pahasına koca bir köyü zehirleyen Uysal artık rahat edemeyecek. Kocaseyit Köylüleri “Artık yeter” diyor. Artık Yeter diyoruz. Kocaseyit kurtulacak, İnönü kurtulacak, Havran kurtulacak, Körfez kurtulacak. Kocaseyit davasında haklıdır ve kazanacaktır. 09.08.2018

Ayvalık Tabiat Platformu
Burhaniye Çevre Platformu
Edremit Çevre Platformu
Havran Çevre Platformu
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği

Balıkesir Valisine çağrı
0Shares

3987total visits,8visits today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × three =

WordPress spam blocked by CleanTalk.
Top