Home / Haberler / Türkiye’de kentler iklim mücadelesinde yolun başında

Türkiye’de kentler iklim mücadelesinde yolun başında

Posted on
Paylaşın

İzleme ve değerlendirme raporunda ; 5 Aralık 2019 tarihinde deklarasyona imza atmış olup İklim değişikliği eylem planın hazırlık süreci devam etmekte olan 14 Belediye,iklim değişikliği eylem planını  yürürlüğe koyan 6 belediye olduğu belirtilmiştir. Raporda yaptığım araştırma da ise , deklarasyona imza attığı halde,iklim değişikliği ile mücadele de hiçbir  faaliyette maalesef bulunmayan  belediyeler arasında  Ayvalık Belediyesi, Acıpayam(Denizli), Beşiktaş/İstanbul olduğu tesbit edilmiştir. Aşağıda raporun ayrıntılarını göreceksiniz.

350.org Türk, Yerel İzleme Araştırma ve Uygulamalar Derneği UN SDSN Türkiye’nin çağrısıyla  Boğaziçi Üniversite’sinde, gerçekleşen  “İklim için Varız” deklarasyonun açıklanmasının üzerinden bir seneden fazla süre geçti.5 Aralık 2019’da gerçekleşen ortak deklarasyonla Türkiye genelinde, toplam 24  büyükşehir,il ve ilçe belediyesi, acil ve ortak adımlar atarak iklim krizine karşı yerelde mücadele vereceğini ilan etti

Kentlerde eş zamanlı krizlerle mücadele edebilmek için bilgi ve deneyim paylaşımına dayanan ortak bir mücadele her zamankinden daha da önem kazanmış durumda.

Bu izleme raporun ana amacı, geride kalan bir buçuk sene içerisinde sıcaklık artışlarını 1,5°C’de tutmak için Türkiye’de iklim mücadelesinin öncülüğüne soyunan imzacı belediyeler tarafından atılan adımların bir dökümünü çıkarmak. .

Böylelikle; belediyeler arasında deneyim ve bilgi aktarımına katkı sağlamayı ve  krizlere çare olacak ortak çözümlerin oluşturulmasına katkıda bulunmayı hedefleniyor.

Diğer yandan, iklim (adaleti) mücadelesinin en önemli unsurlarından biri katılım. Katılımın sağlanabilmesinin  önemli koşullarından biri ise yerel yönetimlerin plan, proje ve uygulamaları hakkında bilgilerin kentlilerle paylaşılması. Buradan hareketle, bu rapor aynı zamanda geçtiğimiz süre içerisinde yerel yönetimlerin iklim krizi ile ile eylemlerin bilgisini kentlerde yaşayanlara aktarmayı öngörüyor.

İklim İçin Biz Varız Deklarasyonu’na imza atan yerel yönetimlere odaklanan bu izleme raporunda yöntem olarak aşağıdaki adımları takip edildi.

Anket çalışması

Medya taraması

Bilgi paylaşımı

Stratejik planların taranması

Eş zamanlı krizler zamanı: Covid-19 pandemisinin iklim krizine etkisi

Dünya, 2020 yılının başından itibaren bir başka felaketi daha yaşamaya başladı: Covid-19 pandemisi. Pandemi ile beraber gelen kısıtlama/kapanma uygulamaları bir yandan gündelik yaşam pratiklerimiz ve toplumsal alışkanlıklarımızı doğrudan etkilerken diğer yandan küresel ekonomiyi yavaşlattı. Üretim ve tüketimin özellikle bazı sektörlerde azalması, fosil yakıt kullanımının belli bir süre için normal seviyelerinin altına inmesine neden oldu.

  Bir diğer önemli nokta, Covid-19 pandemisinin aynı iklim krizinde olduğu gibi bir adaletsizlik sorunu olarak önümüzde duruyor olması. Zira, hem iklim krizi hem de Covid-19 pandemisi dezavantajlı grupları vurmakta, mevcut sosyal, ekonomik ve siyasi adaletsizlikleri derinleştirmekte.

Öte yandan, eşzamanlı olarak yaşanan ve dünya genelinde kentlileri birçok risk ile karşı karşıya bırakan iklim ve pandemi krizlerinin bize öğrettiği önemli dersler bulunuyor:

Birincisi, ortaya çıkan bu tablo bize gerekli adımları attığımız takdirde karbon salımlarını azaltabileceğimizi, iklim krizinin önüne geçebileceğimizi gösterdi.

 İkincisi, benzer adaletsizlikleri tekrardan üreten, büyüten ve derinleştiren bu krizleri durdurmanın ve her ikisinin yol açtığı hasarları gidermenin yolu adaleti sağlamakla mümkün.

 Belediyeler ve iklim krizi

Türkiye’de ve kentlerde yaşanan son dönem iklim olay ve felaketleri

 Türkiye’nin farklı bölgelerindeki kentler başta sıcak hava dalgaları, aşırı hava olayları, kuraklık ve sıcaklıklardaki artışlar olmak üzere iklim değişikliğine bağlı farklı felaketlerin olumsuz etkilerini yaşamakta.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) kayıtlarına göre 2020 yılı iklim ile ilişkili felaketler bakımında bir rekora sahne oldu.  2020 yılı boyunca Türkiye’de toplam 984 aşırı hava olayı yaşandı. 2019 yılında bu rakam 935 idi. Kısaca, MGM’nin Türkiye 2020 Yılı İklim Değerlendirmesi raporunda detaylı bir biçimde ele alınan aşırı hava olayları, içinde bulunduğumuz ve büyüyen felaketin göstergesi.

 Raporda yer alan bilgilerin özeti şöyle;

2020 yılında gerçekleşen aşırı hava olaylarının dağılımında iklim krizi ile doğrudan ilgili olanlar ilk 3 sırada:

%30 ile şiddetli yağış/sel,

%27 ile fırtına

%23 ile dolu

Kentler de bu aşırı hava olaylarından hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkilendi.

 2020 yılı ve 2021 yılının ilk yarısı boyunca iklim olaylarının kentleri doğrudan ilgilendiren sonuçlarının bir kısmının listesi şöyle:

Aralık 2019- Ocak 2020– Adana’da ve Mersin’de sel ve su taşkınları: Adana son 56 yılın en yüksek miktarda yağışını aldı. Metrekareye 147 kilogram yağış düşerken, Adana’nın birçok mahallesinde su taşkını yaşandı, ekili tarım alanları sular altında kaldı.  Yaklaşık 15 bin mevsimlik işçinin konakladığı çadır alanı sular altında kaldı. Mevsimlik işçiler yağışlar, sel ve su taşkınları nedeniyle yiyecek, giyecek ve hijyen konularında sorunlar yaşadı.

Haziran 2020- Bursa’da sel: Bursa’da etkili olan aşırı yağış nedeniyle meydana gelen sel ve su baskınlarında 5 kişi hayatını kaybetti. Kentte yaşam durma noktasına gelirken yaklaşık 26 bin dönüm tarım arazisini su bastı.

Haziran 2020- İstanbul’da aşırı yağış ve sel baskını: 23 Haziran günü İstanbul’un genelinde  kuvvetli sağanak yağış, rüzgar, hortum ve yıldırım düşmesi gibi bir dizi aşırı hava olayı yaşandı.

Temmuz 2020-İstanbul’da kuraklık: İstanbul’da kullanılan suyun önemli bir bölümünün sağlandığı Kazandere Barajı ve Pabuçdere Barajı’ndaki doluluk oranı sıfıra kadar düştü.

Ağustos 2020- Giresun sel ve heyelan: Giresun’da aşırı yağışların yol açtığı sel ve heyelan can ve mal kaybına neden olurken bu durum kentin yol, su ve elektrik altyapısının çökmesine neden oldu.

Eylül 2020 – Ankara’da kum fırtınası: 12 Eylül günü Ankara’nın Polatlı ilçesinde meydana gelen kum fırtınasından kentin önemli bir bölümü kum ve toz ile kaplandı. 6 kişi yaralandı.

Eylül 2020: İstanbul’da dolu yağışı: İstanbul’da 29 Eylül günü aşırı seviyede yağan yağmur ve dolu nedeniyle hayat olumsuz yönde etkilendi ve hasar meydana geldi.

Ekim 2020– İstanbul’da susuzluk: Yeterli yağışın olmaması nedeniyle İstanbul’da barajların doluluk oranı yüzde 29’a düştü.

Kasım 2020: İstanbul’da susuzluk: İstanbul’da yaşanan kuraklık nedeniyle barajlardaki su oranı düşmeye devam etti. Kasım ayında barajların doluluk oranı yüzde 26,60’a düştü.

Kasım 2020- Edirne’de susuzluk: Yaşanan kuraklık nedeniyle Karaköy Barajı’nın aktif doluluk oranının yüzde 3 olduğu açıklandı. Edirne’nin su ihtiyacını karşılayan barajın boşalması sonucunda kent merkezinde 36 saatlik su kesintisi uygulandı.

Aralık 2020- İzmir’de susuzluk: İzmir’in içme suyunu sağlayan Tahtalı Barajı yaşanan kuraklık nedeniyle su seviyesi yüzde 36’ya düştü. Bu oran bir önceki yıl aynı dönemde yüzde 65 idi.

Aralık 2020- Çanakkale’de susuzluk: Çanakkale’nin su ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı’nın doluluk oranı yüzde 22 civarına kadar geriledi.

Ekim 2020-Mayıs 2021- Türkiye genelinde kuraklık: Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin açıkladığı rapora göre, Türkiye genelinde 2020 yılında başlayan kuraklık 2021 yılında da devam ediyor.

Mayıs 2021-Ayvalık/Balıkesir’de ; 21 Mayıs 2021  günü sabah 06.30 da başlayan  saatteki hızı 80-110 km hızı bulan şiddetli fırtınada 56 özel, 10 gezi teknesi, 14 profesyonel balıkçı ruhsatlı balık teknesi tamamen zarar gördü.

Teknelerde 50 Milyon Türk lirası maddi hasar oldu. Ana arterlerde 50 ağaç kökünden sökülerek yıkıldı. Altınova mevkiinde ana kara ile adayı bağlayan 300 metre uzunluğundaki köprü ciddi hasar gördü. Beş vatandaşın ev ve çatılarında hasar meydana geldi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün  raporuna göre 2021 yılının Mayıs ayında yağışlar Türkiye genelinde mevsim normaline göre yüzde 56 oranında azaldı.

Şubat 2021- İzmir ve çevresinde sel: Şubat ayı yağış ortalaması normalde metrekareye 102 kilogram olan İzmir ve çevresinde 2 Şubat günü aşırı yağışlar yaşandı ve metrekareye 126 kilogram yağış düştü. Meydana gelen sel ve su taşkınları sonucunda 2 kişi hayatını kaybederken, 600’den fazla ev ve işyerini su bastı, 23 kişi mahsur kaldı, yüzlerce küçükbaş hayvan telef oldu ve birçok ekili alan sular altında kaldı.

Özetle, Türkiye’de iklim felaketleri en çok aşırı hava olayları, sel ve su taşkınları, aşırı sıcaklar, sıcak hava dalgaları ve kuraklık olarak kendini gösteriyor.

Diğer yandan, iklim krizinin etkilerini hayatın birçok alanında görmek mümkün. Bunların başında gıda krizi ve buna bağlı olarak gıda güvenliğinin tehdit altında olması geliyor. Gıda temini için neredeyse tamamen kendi sınırları dışındaki bölgelere bağımlı olan kentler için bu büyük bir risk. Bu durum, kentleri doğrudan ilgilendiren Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayınladığı “İklim Değişikliği ve Tarım” raporunda da belgeleniyor.

Rapora göre, tarım politikaları oluşturulurken 2°-3°C daha yüksek hava sıcaklıkları dikkate alınmalı. Zira, kuraklık, su kaynaklarının azalması, toprak verimliliğinin düşmesi, doğal bitki örtüsünün değişmesi gibi çeşitli iklim krizi kaynaklı gelişmelerin de etkisiyle  2050 yılına kadar dünya genelinde tarım fiyatlarının yüzde 85 oranına kadar artacağı öngörülüyor.

Belediyelerin gerçekleştirdiği iklim eylemleri

“İklim İçin Biz Varız” deklarasyonunun imzalanmasından bugüne kadar geçen süre içerisinde imzacı belediyelerin konuyla ilgili icraatları değerlendirildiğinde, genel olarak iklim krizine dair çalışmaların sürdürüldüğü ancak iklim krizinin aciliyetine cevap verecek nitel ve nicel düzeyin gerisinde kalındığı söylenebilir.

Bu adımları iklim eylem planı hazırlıkları, tekil iklim eylemleri, örgütlenme, eğitim faaliyetleri ve paydaşlarla ilişkiler olarak 5 alt başlık altında toplamak mümkün.

İklim Eylem Planları:

İklim eylem planı; bir kentte uygulanacak tüm iklim eylemlerinin bütünlükçü, birbirini tamamlayan, kesişimsel ve belirli hedeflere bağlı olmasını sağlayan yol haritası olarak tanımlanabilir. Bu nedenle iklim eylem planlarının oluşturulması kentlerin iklim mücadelesinde atacakları en önemli adımların başında geliyor.

İklim İçin Biz Varız Deklarasyonu’na imza atmış olan yerel yönetimlerden Bornova, Bursa, İzmir, Kadıköy, Karşıyaka ve Tepebaşı belediyelerinin halihazırda uygulamaya konmuş olan iklim eylem planları bulunuyor. Bu belediyeler imzalamış oldukları Başkanlar Sözleşmesi çerçevesinde planlarını önceki yıllarda hazırlamıştı.

Bu eylem planlarının hepsi azaltım eylemlerini içeren ve azaltım hedefleri düşük tutulmuş Sürdürülebilir Enerji Eylem Planları’ndan oluşmaktaydı. Yine Başkanlar Sözleşmesi çerçevesinde bu belediyeler mevcut planlarını hedefleriyle birlikte yenileme veya yeniden oluşturma çalışmalarına girdiler.

Süreç içinde Bursa Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi uyum eylemlerini de içeren ve daha iddialı hedeflere sahip iklim eylem planlarını tamamlayarak uygulamaya koydu.

Diğer belediyeler ise iklim eylem planı hazırlık çalışmalarına devam ediyor. Önceki dönemlerde hazırlanan iklim eylem planlarını uygulamakta olan büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri hakkında daha detaylı bilgiler şöyle:

Bornova Belediyesi: 2020 yılına kadar yüzde 20  hedefi bulunan Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı 2013 yılında yürürlüğe kondu.  

Bursa Sürdürülebilir Enerji ve İklim Uyum Eylem Planı: Bursa, 2015 yılında Bursa Sera Gazı Envanteri ve İklim Değişikliği Eylem Planı’nı hazırladı. 2016 yılında Başkanlar Sözleşmesinin imzalanmasının ardından bu plan revize edildi. Hem azaltım  hem de uyum hedef ve eylemlerini içeren Bursa Sürdürülebilir Enerji ve İklim Uyum Eylem Planı (BUSECAP) 2017 yılında uygulamaya konuldu.

Kurumsal sera gazı envanteri ve Bursa ili sera gazı envanterinin güncellenmesi ve karbon ayak izinin yeniden hesaplanması çalışmaları devam etmekte.

İzmir Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı: İzmir Büyükşehir Belediyesi  Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı’nı  2020 yılında yüzde 20 azaltım hedefi ile 2016 yılında yürürlüğe koydu. 15 Ağustos 2019 tarihinde Meclis Kararı alarak hedefini 2030 yılına kadar sera gazlarını %40 azaltmak ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak olarak yeniledi. 

Kentsel sera gazı envanteri, risk ve kırılganlık değerlendirmesi ile sera gazı azaltım ve iklim uyum eylemlerini içeren İzmir Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı, 16 Aralık 2020 tarihli Meclis kararı ile onaylanıp yürürlüğe girdi. Plan toplam 58 azaltım ve uyum eyleminden oluşuyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ayrıca “yeşil kent” yaklaşımı çerçevesinde İzmir’deki genel çevresel zorlukların ve çözümlerin belirlendiği, projelerin geliştirildiği, aciliyete göre öncelik sıralamasının yapıldığı İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı’nı Kasım 2020 tarihinde uygulamaya koydu. Toplam 46 eylemin önerildiği planda iklim değişikliği konusunda azaltım ve uyum eylemleri de bulunuyor.

Kadıköy İklim Eylem Planı: Kadıköy Belediyesi 2015 yılında Kadıköy ilçesindeki sera gazı salımlarının 2020 yılına kadar %20 seviyesinde indirilmesini hedefleyen Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı’nı uygulamaya koydu. Kadıköy Belediyesi 2018 yılında “Türkiye İklim Değişikliği Alanında Kapasitenin Geliştirilmesi Hibe Programı” kapsamında yürüttüğü “Kadıköy Belediyesi Bütüncül ve Katılımcı Eylem Projesi” ile hedeflerini revize etti ve 2030 yılına kadar yüzde 40 azaltım taahhüdünde bulundu. Plan aynı zamanda uyum eylemlerini de içeriyor.

Karşıyaka Belediyesi: Karşıyaka Belediyesi, 2014 ve 2018 yıllarında iki iklim eylem planı hazırladı. 2011 yılında imzalamış olduğu Belediye Başkanları Sözleşmesi’nin hedefleri doğrultusunda 2030 yılında sera gazı azaltımını sağlayacak yeni bir Enerji ve İklim Eylem Planı’nı oluşturma çalışmaları devam etmekte.

Tepebaşı Belediyesi: 2010 yılı baz alınarak salımlarda 2020 yılına kadar yüzde 20 azaltım hedefi koyan Tepebaşı Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı 2014 yılında uygulamaya kondu. Tepebaşı Belediyesi 2030 yılını hedefleyen iklim eylem planını hazırlık süreçlerine devam etmekte.

Deklarasyona imza atmış olan kent yönetimlerinden iklim eylem planı hazırlık süreci devam etmekte olan belediyeler şöyle: Adana Büyükşehir Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Aydın Büyükşehir Belediyesi, Rize Belediyesi, Sultanbeyli Belediyesi, Fethiye Belediyesi, Bağcılar Belediyesi, Bodrum Belediyesi, Çiğli Belediyesi, Çerkezköy Belediyesi, Sarıyer Belediyesi ve Tepebaşı Belediyesi.

Deklarasyona imza atmış olan kent yönetimlerinden iklim eylem planı hazırlık sürecinde hiçbir  faaliyette maalesef bulunmayan  belediyeler : Ayvalık Belediyesi,Acıpayam(Denizli),Beşiktaş/İstanbul

İklim eylemleri:

Azaltım eylemleri:

Değerlendirmeye alınan dönemde İklim İçin Biz Varız Deklarasyonu’nda imzası bulunan belediyelerin iklim eylem planları kapsamında veya tekil olarak uygulamaya koyduğu bazı azaltım eylemlerinde bulunduğu görülüyor.

Ağırlıklı olarak yenilenebilir enerji , binalar, ulaşım ve atık yönetimindeki bu azaltım eylemlerinin genelde sayı ve kapsam olarak henüz yeterli düzeyde olduğunu söylemek güç.

 Bununla birlikte iklim eylem planı bulunan İzmir, Bursa gibi büyükşehir belediyelerinin, Kadıköy ve Tepebaşı gibi ilçe belediyelerinin diğerlerine göre bu dönemde daha çok eylemi uygulamaya geçirdiği de görülüyor.

Kentlerinin Aralık 2019 tarihinden beri sera gazı salımlarını düşürmeye yönelik proje ve çalışmalarının bazıları şöyle sıralanabilir:

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yeni hizmet binası yeşil bina standartlarına uygun hale getirilme çalışmaları tamamlandı. Hizmet binası,  30 Mart 2021 tarihinde 50’den fazla ülkede geçerli olan “Yeşil Bina Sertifikası” olan “BREEAM In-Use Sertifikası” aldı ve Türkiye’de bu sertifikaya sahip 4 kamu binasından biri oldu.

Bursa Büyükşehir Belediyesi metro istasyonlarının çatısına güneş enerjisi panelleri kurmaya başladı. Proje kapsamında Mayıs 2021 itibariyle 2 istasyonda yerleştirilen panellerden elde edilen veriler incelenme aşamasında. Proje toplam 30 metro istasyonunda uygulanacak. Proje tamamlandığında metro istasyonlarında kullanılan elektriğin yüzde 47’sinin güneş enerjisinden elde edilmesi öngörülüyor. 2020 yılı sonunda başlayan projenin Mart 2022 tarihine kadar tamamlanması planlanıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi ayrıca, Büyükşehir yeni hizmet binasının, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nin, Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin çatısına toplam 4.4 megavat, Muradiye Su Fabrikası’nın çatısına da 1,8 megavatlık güneş enerjisi panellerini yerleştirmeyi planlıyor. 

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği ile yürütülen ortak bir proje kapsamında Kuşcağız Aile Yaşam Merkezi’ne güneş enerjisi sistemi kurdu. Yıllık 175 bin KW saat enerji üretim kapasitesine sahip GES sayesinde yıllık 150 bin TL  civarında tasarruf yapılması bekleniyor. Ayrıca Avrupa Birliği’nden edinilen hibe desteğiyle, spor tesislerinde Yeşil Enerji Kullanımı ve Farkındalık Artırma Projesi tamamlandı.

Bornova Belediyesi, StormLog projesi kapsamında kendi enerjisini güneş panellerinden üretecek Çamdibi Kapalı Yüzme Havuzu’nun yapımına devam ediyor. Aynı zamanda havuzun suları arıtılarak sulamada kullanılacak. Bornova Belediyesi’nin başka yenilenebilir enerji çalışmaları da bulunuyor.

2014 yılında İZKA desteğiyle kurulan 300 KW’lık bir güneş tarlasının kapasitesinin 5 MW’a çıkarılması çalışmaları sürmekte.

Erzurum Büyükşehir Belediyesi mevcut yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor.  Aziziye ve Yakutiye ilçelerindeki güneş enerjisi santrallerinden toplamda yaklaşık 5 MW elektrik üretim kapasitesine ulaşıldı. Ayrıca Hınıs ilçesinde 2,5 MW kapasitede bir güneş enerjisi santrali inşası ve işletmesi planlanmakta.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, güneş enerjisi projelerine devam ediyor: Ekrem Akurgal Yaşam Parkı (186kW), Selçuk Katı Atık Transfer İstasyonu (83kW), Seyrek Hayvan Barınağı  (401kW), Aliağa İtfaiye (68kW), Bergama Mezbahası (74 kW), Uzundere Çok Amaçlı Spor Salonu (35 kW) ve Çiğli Aile Danışma Merkezi (25kW) olmak üzere toplamda 875 kW gücünde Güneş Enerjisi Santralleri devreye alınmış durumda.

İzmir Büyükşehir Belediyesi mevcut tesislerin yanı sıra yeni GES projelerinin yapımına da devam diyor: 75 kW gücündeki Yeşilyurt Kültür Merkezi GES in yapımı sürüyor.  şık Veysel Rekreasyon Alanı Havuz (120kW), Konak Tüneli Sabit Tesisleri (69kW), Çeşme (23kW) ve Çaybaşı İtfaiye Binası (23kW) olmak üzere toplam 310 kW gücünde GES projesi ise  yapım ihalesi sürecinde.

Kadıköy Belediyesi daha önce başlamış olan iki Avrupa Birliği projesine devam etmekte. Bu projelerden birincisi Aralık 2018 – Aralık 2023 tarihleri arasını kapsayan Horizon 2020-Smart Cities&Communities (Akıllı Şehirler ve Topluluklar) Projesi. Projenin üst hedefi toplam 34 ortaklı Making City projesinin bir parçası olarak Pozitif Enerji Bölgeleri (PED) oluşturulması ve düşük karbonlu şehirler yaratılması.

Karşıyaka Belediyesi 1 MW kapasiteye sahip bir güneş enerjisi tesisini kurdu ve 2020 yılının Kasım ayında işletmeye açtı. Tesis toplam 4224 panelden oluşuyor. Üretilen enerji elektrik dağıtım idaresi ile mahsuplaştırılacak; böylelikle belediye tesislerinin elektrik kullanımında tesiste üretilen enerji kadarı için fatura ödenmeyecek veya elde edilen bedel gelir belediye bütçesine aktarılacak.

Ulaşım sektöründe Ankara Elektrik, Havagazı ve Otobüs İşletme Müessesesi (EGO Genel Müdürlüğü) bünyesinde iklim krizi ile mücadele kapsamına girecek birçok proje de hazırlık ve uygulama aşamasında bulunduğu açıklandı. Bu çalışmalar Toplu Taşıma Hat ve İşletme Optimizasyonu Projesi, SMART Ankara Projesi, Bisiklet Yolları Projesi, EIT Urban Mobility ve Kent İçi Elektrik Şarj İstasyonları Projesi olarak sıralanıyor.

Tepebaşı Belediyesi de 2014-2020 yıllarını kapsayan Horizon 2020 Programı’nda yer alan  REMOURBAN isimli projesiyle, kamusal hizmetlerde kullanılmak üzere alınan 4 adet elektrikli otobüs, belediye iç hizmetlerinde kullanılmak üzere alınan 22 adet hibrit araç ve kentlilerin hizmetine sunmak üzere 30 elektrikli bisiklet aldı. Ayrıca Paylaşımlı Bisiklet Sistemi  (ESPEDAL) ve Paylaşımlı Scooter Sistemi (ESCOOTER) projelerinin çalışmalarına devam etmekte.

Tepebaşı Belediyesi 2020 yılında Atık Getirme Merkezi’ni  faaliyete geçirdi. Bunun yanı sıra, genel anlamıyla iklim adaleti kapsamında değerlendirilebilecek bir uygulamaya imza attı. Hem olumsuz şartlar altında, kayıt dışı olarak çalışan sokak toplayıcılarına statü ve güvence sağlamak hem de toplanan atıkları ise kayıt altına almak amacıyla Tepebaşı Geri Dönüştürülebilir Atık Toplayıcıları Sosyal İşletme Kooperatifi’ni  (GESİKOOP) kurdu.

Çiğli Belediyesi’nin 2020 yılı boyunca yürüttüğü atık geri dönüşüm çalışmaları sayesinde 12.720.417 Kwh enerji tasarrufunda bulundu.

Uyum eylemleri:

Aynı dönemde İklim İçin Biz Varız Deklarasyonu imzacısı olan belediye yönetimlerinin kentlerde azaltım eylemlerinin yanı sıra iklim değişikliğinin etkilerine karşı dirençlilik kazandırmaya katkı sağlayacak uyum eylemlerini de yürüttüğü görülüyor. 

Bu eylemlerin sadece iklim değişikliğine uyum kapasitesini geliştirmek amaçlı yapılmadığını eklemek gerekir. Bu faaliyetlerin bir çoğu öteden beri belediyelerin kent hayatını düzenleme kapsamındaki asıl ve klasik görevlerinin arasında görülmekte. İklim değişikliğine uyuma katkı sağlayacak eylemlerden bazı örnekler şöyle:

İzmir Büyükşehir Belediyesi “Sasalı İklime Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü”nü Mayıs 2021’de hizmete aldı. Enstitü, HORIZON 2020 Programı çerçevesinde Avrupa Birliği’nden alınan 2 milyon 300 bin Euro hibe ile hayata geçirilen  “Doğa Esaslı Çözümler” projesinin bir parçası.

Bu projenin uygulama alanları şöyle sıralanıyor: Geçirimli Beton Uygulaması, Polinatör (Böcek) Evi Uygulaması, Ağaç Dikilmesi ve Karbon Tutucu Bitki Uygulaması, Dere Beton Yüzeylerinde “Eğimli Yeşillenebilir Geçirimli Yüzey Uygulaması”(2500 m²), Yeşil Kaldırım Uygulaması (7200 m²), Yeşil Çit Uygulaması (yaklaşık 1.6 km.), Meyve Duvarı Uygulamasi(100 m²). 

Şu ana kadar proje çerçevesinde şu somut adımlar atıldı:

Proje alanında mevcutta 388 adet ağaç varken, ek olarak 1150 adet ağaç dikildi.

Proje alanında mevcutta 14250 m² yeşil alan varken, 26.500 m² yeşil alan oluşturuldu.

Proje alanında mevcutta 20.350 m² geçirimsiz ve sert yüzey varken, 14.500 m² geçirimli ve sert yüzey oluşturuldu.

İzmir’de 2 Mart 2021 tarihinde yerli tohum ıslahı ve dağıtımı yapan Can Yücel Tohum Merkezi açıldı. Bunların yanı sıra kuraklığa ve yoksulluğa karşı uygulamaya konulan İzmir Tarım projesi kapsamında Ödemiş, Tire, Torbalı, Menderes ve Selçuk’ta yerel üreticilere alım garantisi ve diğer desteklerin verilmesi, fidan dağıtımı ve sel mağduriyetlerinin giderilmesi için destek ödemelerinin yapılması  gibi bir dizi uygulama hayata geçirildi.

Ayrıca 3 Haziran 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği ile yeşil çatılar ve yağmur hasadı gibi iklim uyum uygulamalarının yaygınlaştırılmasının önü açıldı.

 Buna göre inşaat alanı 60.000 m² üzerinde olan binalarda -kamu binaları dahil olmak üzere- yeşil çatı uygulaması zorunlu tutulmakta. İnşaat alanı 30.000 m² üzerinde olan binalarda ise teras çatı yapılması halinde yeşil çatı sistemleri yine zorunlu olarak uygulanacak. 1000 m²’nin üzerindeki parsellerde; oluşturulacak bir drenaj sistemi ile çatı ve zemin yüzeyi sularının bir sarnıçta/yağmursuyu tankında toplanması ve gerekmesi halinde arıtılarak yeniden kullanılması da öngörülmekte.

Çatı sularını toplayan yağmur su borularının atık su şebekesine bağlanmadan sarnıçlara, yağmur suyu tanklarına veya yoldaki yağmur suyu şebekesine bağlanması zorunlu tutulan bir diğer unsur.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Göksu Parkı’nda yağmur suyu depolama sistemi kurdu. Böylelikle, biriktirilen yağmur suları yeşil alanların sulanmasında kullanılacak. Yağmur ve yüzey sularını toplama ve depolama sistemlerinin Ankara genelinde toplam 40 rekreasyon ve park alanında kurulacağı kaydedildi.

Kadıköy Belediyesi, Avrupa Birliği’nin  Horizon 2020 Programı çerçevesinde yürütülen çevre ve sağlık konularına odaklanan ve özellikle kırılgan gruplara öncelik veren InSPIRES Bilim Dükkanı projesi kapsamında 2020 yılının ocak ayında başladığı  “İklim Uyum Sürecinde Toplumsal Direncin Arttırılması Projesi” çalışmalarına devam etmekte.

Kadıköy Belediye Meclisi 5 Şubat 2021 tarihinde yağmur suyu ve gri suların yeniden kullanımına yönelik teklifi  oybirliği ile kabul etti. Böylelikle, yönetmelikte 2 bin metrekareden büyük parseller için öngörülen yağmuru suyunun yeniden kullanılması uygulaması, Kadıköy’de 400 metrekare ve üzeri parsellerde  2 bin metrekare üzerindeki parsellerde de gri su kullanımı zorunluluğu getirildi. Sonuç olarak, bu karar Kadıköy’de yapılacak olan binaların yarısından çoğunda su toplama tanklarının olması anlamına geliyor.

Ayrıca, Kadıköy Belediyesi’nin 26 Şubat 2021 tarihinde hayata geçirdiği yağmur suyu hasadı projesi kapsamında Aysel & Abdullah Öğücü Kız Öğrenci Yurdu binasına bir sistem kurularak yağmur sularının toplanması ve depolanmasına başlandı.

Çiğli Belediyesi yağmur sularının depolanması için “Yağmur Hasadı” uygulamasına geçmeye hazırlanıyor. Henüz hazırlık aşamasında olan ve Eylül 2021 tarihinde hizmete girmesi planlanan bu uygulama ile toplanan su, belediye hizmetlerinde kullanılacak. İlerleyen süreçte genişletilmesi hedeflenen projenin ilk aşamada 40 ton su depolanması planlanıyor.

Bursa’da “iklim sokağı” projesinin hazırlıkları sürüyor. Türkiye’de ilk kez Bursa’da uygulanacak proje kapsamında, düzenlenen 2 çalıştay ve yüz yüze görüşmeler sonucunda mekân ve uygulama seçimlerine karar verilmiş durumda. Proje kapsamında karbon salımı ölçümleme, güneş enerjisi kullanımı, akıllı sayaçlar, LED aydınlatma sistemleri, çöp toplama/ geri dönüşüm, sürdürülebilir mobilite ve mekansal planlama gibi uygulamaların hayata geçirilmesi planlanmakta.

Rize Belediyesi kentin altyapısını iyileştirme ve dirençli hale getirme çalışmalarına zemin sağlamaya yönelik olarak Dünya Bankası’ndan alınan destek ile afet ve iklim riski değerlendirme çalışmalarına başladı.

Eğitim Faaliyetleri:

İklim krizi ile mücadele kapsamında belediyeler tarafından şu ana kadar yapılanların başında eğitim faaliyetleri geliyor. Özellikle belediye personelinin kapasite oluşturmasına yönelik bu eğitim faaliyetlerinden bazı örnekler şöyle sıralanabilir:

Bursa Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Uyum Planı’nı (BUSECAP) 2017 yılında yürürlüğe koyan Bursa Büyükşehir Belediyesi, bölgesel kalkınma ajansının desteğini alarak bir iklim değişikliği eğitim programı gerçekleştirdi. Bu eğitim programı kapsamında, 20 farklı kurumdan 40 kişi 5 günlük eğitime tabi tutuldu.

Kadıköy Belediyesi 29 Mart 2021 tarihinde başlayan “Kadıköy İklim Uyum Seminerleri” webinar serisini düzenledi.  Beş hafta süren ve eğitim verme amacı da taşıyan webinar serisi 2018 yılından beri Kadıköy Belediyesi’nin iklim değişikliği ile mücadele çabalarına gönüllü olarak destek veren Kadıköy İklim Elçileri ile birlikte düzenlendi.

Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030 yılı için Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) hazırlamayı taahhüt eden Tepebaşı Belediyesi Hazırlıklar çerçevesinde,  BEBKA 2020 yılı Mayıs-Haziran dönemi Teknik Destek Programı kapsamında  insan kaynağını ve kurum kapasitesini geliştirmek için eğitim danışmanlık desteği aldı.

Örgütlenme biçimleri:

İklim eylemlerinin hazırlığı ve uygulanmasında yeterli ve gerekli organizasyon yapısının oluşturulması önemli bir yer tutmakta. Eylemlerin birden çok sektörü kapsaması, birbirini tamamlayacak biçimde ele alınması belediye birimlerinin koordinasyonlu ve eşzamanlı hareketi ile mümkün. Bu da iklim eylemlerinin önceki dönemlerde olduğu gibi sadece çevre koruma ve kontrol birimlerinin görev ve sorumluluklarından biri olarak görmemek gerekir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da yürüttüğü Yerelde İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) Yönetmeliği çalışmaları çerçevesinde belediyelerde iklim değişikliği birimleri kurulması öngörülmekte. Buna da uygun olarak  belediyeler kendi bünyelerinde iklim değişikliği birimleri kurmaya ve iklim değişikliği ile ilgili planlama, koordinasyon ve yürütme görev ve sorumluluklarını bu birimlerinde toplamaya başladı.

Aydın Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na bağlı İklim Değişikliği Şube Müdürlüğü kuruldu. Şubat ayında Belediye Meclisi toplantısında İklim Değişikliği Daire Başkanlığı’nın kurulması kararı alındı.

Ankara İklim Değişikliği ve Uyum Şube Müdürlüğü kuruldu.

Çiğli Belediyesi de İklim değişikliği Bürosu kurma çalışmaları tamamlanmış durumda.

Karşıyaka Belediyesi, ‘İklim Değişikliği ve Uyum Birimi’ kurdu

İklim İçin Biz Varız Deklarasyonu imzacısı  belediyelerden İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi’nde daha önceden kurulmuş olan iklim değişikliği birimleri bulunuyor.

 İzmir Büyükşehir Belediyesi 2014 yılında kurduğu Sağlıklı Kentler ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü, Ağustos 2019’da belediye meclis kararıyla İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü’ne dönüştürüldü. Kadıköy Belediyesi de , 2012 yılında Başkanlar Sözleşmesi’ne (Covenant of Mayors) imza attıktan sonra Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü altında İklim Değişikliği ve Koordinasyon Bürosu’nu kurdu.

İklim değişikliği ile ilgili uzmanlardan oluşan bu büro, iklim eylem planlarının teknik hazırlığı, iklim eylemlerinin uygulanmasının takibi, elde edilen sonuçların değerlendirilmesi ve raporlanması, belediye içerisindeki alt birimlerin bilgilendirilmesi ve koordinasyonu gibi işlevleri yerine getirmeye devam etmekte.

Katılımcılık ve paydaşlarla ilişkiler:

İklim mücadelesinin en önemli ayaklarından bir tanesi katılımcılık. Böylelikle, eylemlerin meşruiyetinin artması, kentliler tarafından daha çok sahiplenilmesi sağlanabilir. Daha da önemlisi katılımcılık mekanizmaları yoluyla dezavantajlı gruplar kendi yaşama alanları üzerine karar alma mekanizma ve süreçlerine katılıp, söz üretme ve söyleme imkânını bulabilirler.  

30 Aralık 2020 tarihinde “Ankara İli Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı” paydaş toplantısı düzenlendi.

Erzurum Büyükşehir Belediyesi de iklim eylem planlarının hazırlık süreçlerinde TEMA Vakfı ve Atatürk Üniversitesi gibi sivil toplumdan ve akademiden paydaşlarla işbirliği yaparak katılımcılık mekanizmalarını yürütmekte.

Bu çerçevede düzenlenen  “Tarım, Orman ve Arazi Kullanımı”, “Atık Yönetimi” gibi çeşitli iklim eylemi alanları üzerine düzenlenen tematik çalıştayların yanı sıra toplanan İklim Eylem Planı Zirvesinde sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, akademisyen ve uzmanların katılımı sağlandı.

Bodrum Belediyesi, 2021 yılında tekrar hız vereceklerini açıkladıkları iklim eylem planı hazırlıklarında katılımcı mekanizmaları oluşturmak ve yürütmek amacıyla Bodrum Kent Konsey İklim Acil Grubu ile çalışmaları başlattığını açıkladı.

Benzer şekilde Fethiye Belediyesi de konuyla ilgili olarak Kent Konseyi ile toplantılar yapıldığını belirtti.

Karşıyaka Belediyesi TMMOB Çevre Mühendisleri Odası ile iş birliği yapmak üzere Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı İşbirliği Protokolü’nü 26 Kasım 2020 tarihinde imzaladı.

Çiğli Belediyesi iklim eylem planı hazırlıkları çerçevesinde paydaşların katılımıyla Temmuz 2021 tarihine kadar haftada bir tematik yuvarlak masa toplantıları düzenlemekte. Eylül 2021 tarihinde ise konu hakkında bir çalıştay düzenlemeyi hedefliyor.

Genel Değerlendirme

İklim İçin Varız Deklarasyonu’nun parçası olduğu İklim İçin Kentler Kampanyasının çeşitli aşamalarında edinilen saha gözlemleri ve yapılan görüşmelerde elde edilen bilgilere göre, belediyeler iklim mücadelelerini güçleştirecek bazı ortak yapısal sorunlar ve kısıtlar yaşamakta.

Bunlar özetle şöyle sıralanmakta:

– Belediyelerin genel olarak dikey ve bürokratik bir idari yapıya sahip olması

– Süreci yürütmek ve koordinasyonu sağlamak gibi işlevleri yeterli şekilde yerine getirecek kapasitenin henüz yeterli olmaması

– Bilgi, teknoloji ve bütçe gibi kaynakların yeterli olmaması

– Belediyelerin kendi aralarındaki iletişim ve etkileşimin yetersiz olması

– İlçe belediyeleri ve büyükşehir belediyeleri arasında eşgüdümün yeterli seviyede olmaması

– İlçe belediyelerinin büyükşehir belediyeleri karşısında, büyükşehir ve il belediyelerinin de ulusal düzeydeki merkezi yapılar karşısında yetki ve sorumluluklarının sınırlı olması

Belediye yönetimlerinin süreç hakkındaki kendi değerlendirmelerinin birçoğu da, iklim konusundaki çalışmalarında benzer sorun ve kısıtları yaşamakta olduklarına işaret ediyor. Belediyeler ortak olarak altını çizdiği sorunların başında “yeterli bilgi ve uzmanlığın olmaması”, “yeterli uzman kadrosunun bulunmaması”,  “bütçe yetersizliği” gibi kapasite eksiklikleri geliyor.

Belediyelerin yaşamakta olduğu kapasite ile ilgili sorunları detaylandırırsak şu konularda yetersizlik ve eksikliklerin yaşandığı gözlemlenmekte:

Kapasite eksikliği özellikle envanter çıkarılması, sonuçları raporlanması, yenilenebilir enerjinin kentlerde uygulanma biçim ve alanları gibi teknik konularda yeterli bilgiye sahip uzman kadronun azlığı veya bulunmaması,

İklim eylem planlarının ve  eylemlerinin oluşturulması, uygulanması ve takibi hakkında bilgiye sahip kadronun bulunmaması,

Finansman ve teknoloji kaynakları hakkında bilgi eksikliği, proje yazımı ve başvurusu konularında yetersizlik,

Belediye içi birimlerin koordinasyonun olmaması,

Paydaşlarla kurulacak ilişkilerin biçimi ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunmaması

Öte yandan, Deklarasyonun imzalanmasından bu yana geçen süre zarfında, belediyelerin birçoğunda  kapasite yetersizliklerinin giderilmesine yarayacak bazı adımların atıldığı görülüyor. Bu gelişmeleri şöyle özetlemek mümkün:

Organizasyon değişiklikleri:

*Kentler-arası dayanışma ağları ile ilişkiler

*İklim Adaletini sağlamak

*Katılımcılık

*Belediyelerin mevcut iklim eylemleri

Belediyelerin halihazırda somut olarak gerçekleştirdiği eylemlerine ve planladığı projelere bakıldığında; azaltım eylemlerinde son bir buçuk sene içerisinde ağırlıklı olarak atık yönetimi ve yeşil alanlar konularına eğildikleri görülmekte.

Yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi konusundaki eylemlerin sayısı fazla gibi gözükse de, GESlerden oluşan bu projelerin oldukça küçük kapasitelere sahip olduklarını unutmamak gerekir.

Uyum eylemleri iklim değişikliği ile mücadelede oldukça önemli bir yer tutmakta. 

Ancak uyum meselesinin Türkiye’de yerel yönetimlerin gündemine oldukça geç girdiğini, yeterli düzeyde de ele alınmadığını söylemek mümkün.

Bu değerlendirmeler ışığında belediyelerin mevcut iklim eylemlerini nicelik olarak artırılması kadar nitelik olarak da bazı iyileştirmeleri hem gerekli hem de mümkün. Eylemlerin niteliksel olarak iyileştirilmesi için temelde yapılması gerekenlerden birkaçı şöyle özetlenebilir:

Göstergelerin konulması:

a) açık ve net olması

b) eylemlerle doğrudan ilgili olması

c) ekonomik maliyetinin uygun olması

d) tüm paydaşlar tarafından benimsenmesi ve kabul edilmesi

e) ölçülebilir olması

Uyum ve azaltım eylemlerinin birbirini tamamlanması:

iklim uyum ve azaltım eylemleri birbirini tamamlayacak biçimde bütüncül olarak ele alınmalı.

“Dönüştürücü uyum” yaklaşımının sahiplenilmesi:

Yaşamakta olduğumuz eş zamanlı krizlere karşı mücadeleyi bütünlükçü şekilde vermemiz gerektiği

Krizlerden iyileşerek çıkmak

KAYNAK : 350.org Türk.Iklim için Kentler İzleme ve Değerlendirme Raporundan derlenmiştir.

Araştırmacı ve Yazar: Baran Alp Uncu
Ed§tör: Efe Baysal
Kapak Tasarımı: Asuman Üral Huber

HABER: BÜLENT ÖZGEN

Paylaşın
Total Page Visits: 74 - Today Page Visits: 1
Top
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial

Enjoy this blog? Please spread the word :)